24 Yaşıma Mektup

5 Ekim 2015

mektuppic24 yaşını geride bırakmışsın seni  küçük şirin kız :)

İtiraf etmeliyim ki pek de kolay geçen bir süreç değildi bu… Biraz karmaşık ve kararsızdın açıkçası. Hatta fazlasıyla… Ama bu bir tek senin kontrolünde olan bir durum değildi. Onu da anlıyorum. Aslına bakarsan, maalesef ki olgunluk dedikleri evreye hızlı bir geçiş yaptın ve sayende artık bir çok şeyi anlayabiliyorum… Tabi bu durum bir anda damdan düşer gibi olmadı… Bunca senedir başına gelen iyi – kötü onca olayı düşündükçe, edindiğin deneyimlerin üzerine her defasında yenileri eklendikçe, zaman içerisinde; kimi zaman sancılı, kimi zaman da eğlenceli bir süreç şeklinde gelişti anlayacağın…

Şikayetçi misin? Olma tatlım!

Çünkü ister buruşturup çöpe, oradan da kapının önüne; ister ters çevirip çamaşır makinesine; ister sudan geçirip bulaşık makinesine atmaya kalk; Bu hayat senin! Üzerinde bıraktığın her iz, çizdiğin her figür, kullandığın her renk senin ellerinden geçti; Belki düşüncelerinle örtüşmedi her zaman ama, senin ellerinden geçti; Belki inanarak uğraşmadın tamamlamak için ama senin ellerinden geçti; Belki birazcık başkalarının istediği gibi yaşadın kendine çaktırmadan ama senin ellerinden geçti…. Gördüğün üzere ellerin o derece kıymetli; hem kabul et, verdiğin en son kararlar hep senindi!

Geriye dönüp baktığında gurur duyacağın bir sürü şey oldu hayatında ve başarıların yürüdüğün yolda yer edindi; Tıpkı her geçen gün tanıdığın yeni insanların hayatında edindiği yer gibi. Karakterini en güzel şekilde oluşturmaya çalışırken yaptığın hatalar seni sapa yollara soktu olsun; enerjin yine o yolları da atlatmaya yetti. Yaptığın yemeğin tuzunu fazla kaçırdın bazen, gerçi senin midenden geçti. “Acı yiyemem, sevmem” dedin, ama denemeden de duramadın; acısı da tatlısı da yine senin boğazından geçti…

Bünyen sağlam çıktı kızım!

Yanında sandığın bir çok kişiyi karşında gördüğünde hiç panik yapmadın, dimdik durmayı öğrendin. Zamanında seni zor duruma sokan insanlar, karşına geçip vefa dilendikleri zaman, onlara geçmişi hatırlatmaya cesaret ettin.

“Kimsenin seni dinlemediği bir ortamda ne anlattığın derdinden kurtulabilirsin, ne de paylaştığın bilginin yerine ulaştığından emin olabilirsin” dedin ve yeri gelince susmayı öğrendin!

İnsanların konuşmaktan, eleştirmekten ve yargılamaktan hiç bıkmayacaklarının farkına vardın ve söylenenler bir kulağından girdiği zaman onları öbür kulağından nasıl çıkaracağını öğrendin.

Az uz bir şey değildir derin bir nefes almak; Kendi kendinin sakinleştiricisi olmanın bir çok ilaçtan daha etkili olduğunu keşfettin. 

Aynada gördüğün değil, hissettiğin kızı beğenmek için kendine bir şans verdin. 

Yıllardır planlar yapar durursun ama şu son bir iki senedir plansızlığın da çok çekici bir şey olduğunu bizzat deneyimledin. Özgürlüğü hissettin. Öyle günler geldi ki, kendine karşı bir rüzgar olup, kendini de alıp estin gittin. 

Her ne kadar tam anlamıyla bunu başaramamış olsan da herkesin iyiliğini düşünmek zorunda olmadığını kendine yavaş yavaş aşılamaya başladın. Çünkü zamanında çok güvendin, çok emek verdin; Karşılığını göremeyince bir o kadar da gücendin…

Hiç bir zaman çok paran olmadı, ama beş parasız da kalmadın; Bazen kızıp üzülsen ve başka şeyler hayal etmiş olsan da, şükretmeyi öğrendin; ortalama bir insan olmanın tadını çıkardın, öyle de eğlendin. 

Seni değersiz kılan insanlara hakaret etmedin lakin hak ettiklerini verdin. Çünkü öyle zamanlar oldu ki, sana yaşatılanları sen hiç hak etmedin.

Aptal yerine de koydurtmadın kendini ama karşılıksız sevmeyi de öğrendin zaman geçtikçe; ki bu öğrendiklerin arasında en önemlilerinden biriydi bence…

Her bir şeyde değişim gösterdin, her bir şeyden ders çıkardın da bir tek mükemmeliyetçilik huyundan vazgeçemedin.

Bak Yağmur kız; YORULURSUN!

Hayatın boyunca tatmin olamayacağını bile bile bu kadar ‘yolunda gitsin her şey’, bu kadar ‘elinden gelenin en iyisini yapma’ çabalarına girişirsen stres olursun, mahvolursun.

Kendini dinlemek için biraz zaman ayırmalısın. Ne olur kanma kendi hallerine, yıpranırsın. “Ne istemediğimi biliyorum en azından” doğru bir cevap değil! “Ne istiyorum?” diye sorduğun zaman kendine, cevapsız kalırsın. Bunu günü gelince anlarsın anlamasına da; treni kaçırırsın.

Diyeceğim o ki, bir şeyleri yapmak, hayatının hakkını vermek, hayatın hakkında kararlar vermek istiyorsan bu sene yap balım, ama yap!

Yoksa seneye 5 Ekim’de 25 yaşına mektup yazarken yine aynı cümleleri kurmaya başlarsın;

Unutma sen körpecik bir yazarsın; özgün olmalı, sana yakışan, içine sinen, anlata anlata bitiremeyeceğin bir hayatı yaşamalısın….

Zamanın ucuz bir şey olmadığını kendine hatırlatmalısın;

Bir şeyleri değiştirmeye devam et ki, sıradan kalmasın,

Çünkü emin ol, ne aynı yılı ne de aynı yaşı iki kez yaşayamazsın…

You Might Also Like

No Comments

Leave a Reply