Monthly Archives

Mayıs 2017

“Bazı Akşamlar” Günlüğü

24 Mayıs 2017

Nefes nefese kalmıştım yokuşu çıkarken. Duymak istemiyordum aklıma zorla sokmaya çalıştığım gerçekleri. Ellerimle kulaklarımı kapatmaya çalışırken düşürdüm elimdeki poşeti. Dönüp almaya tenezzül bile etmedim. Hızlı adımlarla devam ettim yürümeye. Elbet bir yerde yakalayacaktım O’nu ve böyle bir ihtimalin yanında poşetten vazgeçmemek saçma olurdu.

Bir İddia bayii var geçtiğim yolda. Adam köfte ekmek de satıyor her gün. Bayağı iddialı biri o konuda. Şaşırmıştım ilk gördüğümde. Benim, diyen yapamaz. Yani yapabileceğini iddia eder fakat köfteyi onun gibi yapabildi diyelim, doğru düzgün layığıyla yiyemez. Kendi damak zevkine layık gördüğü bir köfteci bulamadığı için köfte yapıp satıyormuş gibi bir hali var hep.

Neyse…

Devam ettim takip etmeye O’nu. Bir hışımla çıktığı evden, hızlı ve kısa adımlarla uzaklaşırken nereye varacağını merak ediyordum. Hayret etmiştim, nasıl da bu saatte bu enerjiyle dolu diye. Demek ki isteyince yapabiliyormuş! Kısa bir es verdim. Etrafıma bakındım, daha sonra nereden geldiğimi unutmamak ve ne kadar yol kat ettiğimi kale almamazlık gibi bir hata yapmamak için….

Gözlemledim…

Geri sardım filmi…

Herkesin giremediği, ya da cesaret edemediği bir suda yıkandım da yıkandım sanki. Temizlendim mi emin olamadım ama ferahladım, yoğunlaştım diplere doğru gittikçe; Okyanusun içindeymişim gibi. Hem ufkumu açıyor bu yolculuk mavilerce ve millerce; hem de beni ürkütüyor çünkü hayat fani… Yüzüme suyu her çarpışımda, uyanıyorum, ayılıyorum ve yeniden ve yeniden ve yeniden….. Sahiden, kimim ben, neredeyim ya da neredeyiz cümleten? İlla ki bir cevap bulursun, dediler, eğer sormayı bilirsen… Hani? Ya ben bilemedim ne soracağımı yıllarca, ya da cevabım beni bilemedi, sevemedi ve gelemedi açıkça….

Çok büyütüyorsun, diyorlar gözünde yaşamayı. Yaşa işte, içinden geldiği gibi… Ama zaman aşımına uğramadan hayatı yaşama kaygısını bulamazsınız öyle her bünyede.

Büyütüyorum yaşamayı… Biliyorum çünkü insanlık olarak bir tohumdan bambaşka bir dünya yaratabilecek olgunlukta bulunan potansiyelimizi.. Biliyorum çünkü karşımıza çıkabilecek olasılıkları ve ihtimalsizliği; Kendi adıma arada rast gelip yeniyorum çaresizliği; Çözüyorum imkansızlığı ve bazen yakalanıyorum kimsesizliğe; yaşamanın acemisi olup yol ve yön bilmezliğe.

Enerjim kalmayınca da koyuyorum kafamı yastığa ve akabinde her gece bir karar aşaması…

Sorular basit; Yarın uyanmak için bir sebebin var mı?

Farklı gördüğümüz en ufak bir toz zerresinin bile yeni bir gezegene dönüştürebileceğine inanıyorum bastığımız yerleri ve o yüzden uyanıyorum işin aslı…

Sonra her günkü gibi ilk kendime günaydın diyorum, yüzüme su çarptığım anda başımı kaldırıp aynaya bakarken.

Devamı mı ne mi?

Yine aynı işte;

Bir bakmışsın nefes nefese kalmışım ruhumu takip etmeye çalışırken,

O yol yokuş çıkarken,

Hemen arkasında bir beden,

Ben…blog için