Monthly Archives

Nisan 2015

Hastalık

8 Nisan 2015

hasta

Bölüm 1

“Fırtınanın yaklaştığını bilmek” ne demektir anlatayım;

Sabah okula gitmek için kalkmışsındır. Boğazında garip bir şeyler olduğunu sezip evden çıkmadan anneannenin getirdiği ‘kış çayı’ isimli, şekli de küp şekere benzeyen atomu sıcak suyun içine atıp, bir güzel karıştırıp, güzelce içmişsindir. Sonra evden çıkıp okulun servisine yetişmişsindir. Aradan 45 dk geçmiştir ve artık okuldasındır. Yavaştan yavaştan bir halsizlik çökmeye başlamıştır üzerine. “Hayırdır inşallah” diye diye her gün Latte veya Americano aldığın yerden bu sefer Chai Latte almışsındır sırf içinde tarçın, zencefil vs. gibi bitki özleri var diye; yani boğazını yumuşatsın diye. Bununla da kalmamış, okulun yemekhanesinde çorbanı içmişsindir güzelce ama ağır ağır hareketlerle. Halsizsindir hala ama çaktırmıyorsundur. Son derse de girip çıktıktan sonra dönüş yolundasındır. Kafanı servisin camına yaslamak suretiyle hafifçe eğdiğinde “dannn” diye hızlı bir şekilde sola düşürdüğün o an, fırtınanın yaklaştığını bilirsin işte. Artık vücudunu taşıyamayacağın zamanlar bir iki saat kadar uzağındadır.

Bölüm 2 

“Hayal kırıklığı”nın nasıl bir şey olduğundan bahsedeyim;

Şifayı kapalı daha 1 gün olmamıştır ve sen aslında uğradığın eczaneden aldığın ilaçların seni iyileştireceğine dair inancın tam olsa da bir de doğal yollarla kendini sağlamlaştırmak istiyorsundur. (aslında bunların hasta olmadan önce yapılması gerektiğini de biliyorsundur ama bu senin uslanıp akıllanmaz hallerinden sadece birisidir). Bu yüzden evine en yakın, seni en yormayacak markete gidip  meyve sevmediğin halde en azından yemekten zevk aldığın ve vücuduna yararı dokunacağını düşündüğün, tabi bir de o an için bulabildiğin bir iki meyve çeşidini almışsındır; mandalina ve muz. O hiç kaybetmediğin ve iyileşmeye dair olan inancınla evine doğru yol alırken bir yandan da hiç sırası mıydı şimdi hasta olmanın; “yoğunlaşan son dönem projelerim, yapmam gereken case (vaka) analizlerim, olası sınavlarım, işim, görüşmelerim, planlarım, seyahatlerim, ev bulma ve taşıma işlemlerim, mezuniyet hazırlıklarım vs vs. varken hiç oldu mu yani” diye sitem ediyorsundur enerjisiz bedenine. Sonunda evine gelip, kendine bir meyve tabağı hazırlayıp, ilacını içip, hastalık günlerin için evin salonunda özel olarak hazırladığın sıcak yatağının içine girmişsindir. Oyalanmak için saçma sapan bir dizi açtığında, elini usulca aldığın mandalinaya doğru götürüp küçük bir parçayı ağzına gönderdiğin anda yaşarsın hayal kırıklığını işte; mandalina çekirdeklidir ve işin daha da kötüsü, tadı hiç de beklediğin gibi şeker mi şeker değildir…

Bölüm 3

“Her şeye rağmen her şeyiniz olması” anı da şöyle bir şeydir mesela;

Gerek hastalığın verdiği halsizlikten, gerek günün yorgunluğundan, gerekse aldığın ilaçların üzerinde bıraktığı o kaçınılmaz ağırlıktan uyuyakalırsın bir süre sonra. Öyle bir uyuyakalırsın ki ne telefonunu duyarsın, ne kapıyı, ne içindeki sesi, ne kafanda düşünüp durduğun ve uykusuz gecelerine mal olan konuları, ne de sorumluluk hissiyatını… Dolayısıyla bu düşüncesiz ve deliksiz uyku yüklü süreç saatler boyunca sürünce gecenin en abuk saatinde kalkarsın; akşamüstünün en abuk saatinde uyuyakaldığın için… Kalkıp da bir de ne görürsün? Değer verdiğin insanlar tarafından defalarca aranmış, merak edilmiş, umursanmışsın; bu “her şeye rağmen her şeyinin olması anı” dır ve emin ol o derece her şeyin olmuşlardır ki kendini  hasta olup onları meraklandırdığın için suçlu hissedersin 😉

Hastalığım sürdüğü müddetçe bu yazının devamı gelecek; muhtemelen aynı paylaşımın içinde bölümlere ekleme yaparım.

Hepinize sağlıklı günler diliyorum; her şeyin başı o çünkü!

İsmin klişe ama gerçek hali…

Bu da benden gecenin şarkısı;

Wasting My Young Years