Monthly Archives

Ekim 2014

Karsu / AKBANK JAZZ FESTIVAL

28 Ekim 2014

karsublog

It was a great pleasure for me to listen to Karsu within  Akbank Jazz Festival.

So let’s go back to the time I heard about Karsu…

I was at Kadıköy and checking out new published books while I was waiting for my friends. Suddenly, I heard a song in the book store and I asked the name of the artist. (Well, I could also use the app called Shazam but wanted to make a conversation:)) Anyway, they said the singer was Karsu.

Now that I’ve listened to Karsu alive at Caddebostan Culture Center two days ago and I’m totally impressed with her voice. The energy that she reflected on the stage was so satisfied. The way of she was speaking in Turkish was so lovely and there is no doubt that she amazed every single person in the  audience with her performance which she combined with Turkish melodies and foreign sounds.

Although, there is a lot to say about her music background, I would suggest you to go to her concert and realise how perfectly she is singing unique songs and how her fingers are dancing on the piano.

I would have recorded a video or sound at the concert but as it was requested to the audience, I was not allowed to do that. (In other words, we were supposed to show some respect :) ) So, I can’t share her concert video with you but can let you know that she is coming to Turkey  in 2015  again, to perform one of her wonderful concerts. This time Zorlu Center PSM  will be hosting this concert and I’m sure that you will not regret to spend your valuable time for this amazing event 😉

karsu3

                                                                                        You can click here to see the next concert

karsu2

P.S. : I will never forget the memory which she told us about her grandmother;)

We are looking forward to see you soon Karsu :)

Yarım kalmış bir elmayı kimse bitirmek istemez…

25 Ekim 2014

elmalarr

Aslı-  Olmayınca olmazmış… Çok fazla ‘metafor’ varmış bunun altında. Sever öyle süslü sözler kullanmayı, kafa karıştırıp karıştırıp, sonunda yine basit şeyler yapmayı…

Aslı’nın o akşam oturduğu kafede tanıştığı kadın (bundan sonra ismi Sade olarak geçecek)- Belki de sen biraz fazla abartıyorsundur durumu gözünde, yani demek istediğim; öylesine konuşmuştur, çok fazla bir beklentisi yoktur olan bitenden. Öylesine bir insandır belki o; hayatından geçen…

Aslı- Öyle değil işte Sade ya… Bu arada Sade diyorum ama sen öyle “bana ‘Sade’ de!”, dediğin için o şekilde hitap ediyorum, yanlış anlama.

Sade- Ahh bu bizim garip mantığımız…. Bizler sıfatlar veya kademelerle ilgilenmekten vazgeçebilsek biraz, ne kadar iyi anlaşacağız. Hiç bir sorun yok Aslıcığım. Nasıl içinden geliyorsa.

Aslı- Anlaştık o zaman:) Ne diyordum, heh işte öyle değil. O kadar çok anlam yüklemişim ki, ya da o, o kadar çok anlamsız kalmış ki bu durum için kavram aramaktan, böyle ortada bir yerde, yarım yamalak kalıvermişiz.

Sade- Bu bir sorun değil, suç da değil aksine…. Kendini veya onu suçlayıcı durumlara dalarsan çıkamazsın Aslı. Biraz rahat bırak kafanda dönüp dolaşan, vızır vızır etrafında gezinen sinekleri, arıları, düşünceleri…

Aslı- Ya ne yapmalıyım? Eskidik artık diyor, bir daha zor aynı tadı almak diyor, ne demeliyim ben şimdi buna? Düpedüz bahane, bahane değilse de hakaret olur zaten tüm bu yaşanmışlıklara…

Sade- Bak Aslı! Kimse yarım kalmış bir elmayı, üzerinden günler geçtikten sonra bitirmek istemez, haksız mıyım?

Aslı- Bilmem…

Sade- Çürümüş gibi görünür; çünkü dışı kararmıştır, beyazı kahverengiye, kırmızısı sarıya dönmüştür… Renkler bozulmuş, karakterleri etkilemiştir çünkü. Yarım kalan elma ön yargı doğurur. Ortaya çıkan her ön yargı da seni olan bitene biraz daha dışarıdan bakmaya iter, en azından itmelidir ki bir şeyleri, bazı şeyleri, bu sefer daha farklı yapabilesin…

Aslı- Bu bir elma kadar kolay değil Sadeciğim kusura bakma. Adam düpedüz olmaz diyor işte, eskisi gibi olunamaz diyor… Verilecek cevabım yok, savaşacak gücüm olmadığı gibi…

Sade- Dışı kuruyan bir elmayı kim sever biliyor musun?

Aslı- Hayır

Sade- Elmalı turtaya bayılan biri. Başkaları ona baktığında, farklı kişiyi görebilmelerini sağlayabilen biri olman gerek. Daha tatlı, daha pozitif, düşünceleri daha lezzetli…

Aslı- Değişemem ki..

Sade- Değiş diyen kim? Sadece adapte et. Kendini, yaşamına adapte et. 10 sene önce bu saçma sapan olayların geliştiği dünyada yaşayan Aslı değilsin artık. Şimdi daha da saçmalayan bir dünyada ayakta durmaya, eskiyen ilişkisini kurtarmaya çalışan bir Aslı var. Yanlış mıyım?

Aslı- Doğru söylüyorsun da…. Sanırım o kadar da çalışmıyorum bunun için. Ne bileyim… Düşüncelerim, hareketlerimden daha baskın geliyor gibi şu sıralar. Bu normal mi?

Sade- Aslında ne düşündüğüne bağlı olarak değişir durumun önemi.

Aslı- Ne bileyim Sade, bazen düşünüyorum da, ruhumun, tüm bu olanlarla uğraşmaya var mı takati?

Sade- İstersen eğer, elbette vardır hep bir çıkar yol ya da çözüm önerisi…

Aslı- Peki ne diyorsun? Yarım yaşanılan her şey, tamamlanmaya değer mi?

“UYKUSUZLAR”DAN BİR HABERİMİZ VAR;)

7 Ekim 2014

uykusuzlar

Tamam, açık konuşalım;

Yapımcı olmak kolay şey değil….

Hele hele müzik sektöründe olacaksa bu iş, hiç değil.

Belli bir bilgi, tecrübe ve maddi birikim gerektirir.

Milyonlarınız olmayabilir; yıllarca yaşadığınız deneyimleriniz de…

Ama işte size bir fırsat!!!

“Musicraiser” diye bir site var. Bu müzisyenlerin, ürettikleri projeleri takipçileriyle paylaşıp, onların destekleriyle hayata geçirebilmeleri için kurulmuş bir site. Her projenin kendisine ait ulaşmak istediği finansal bir rakam var ve bu rakamı toplayabilmeleri için kendilerine özel bir süre veriliyor. (Zaten birazdan paylaşacağım linke tıklayıp, projeyi izlediğiniz zaman daha iyi anlayacaksınız.) Eğer bu süre içerisinde, proje için gerekli olan katkı, destekçilerinden toplanamazsa, bahsi geçen müzik grubu hali hazırda kazanılan finansal desteği de alamıyor ve bu destek, sahiplerine iade ediliyor. (Yaptığım katkı nereye gitti, ne oldu diye düşünmeyeceksiniz yani:))

Peki ben bütün bu bilgiyi neden paylaşıyorum?

Çünkü 2010 senesinden beri tanıdığım sevgili Argın Aytaç ve arkadaşlarının kurmuş olduğu “Uykusuzlar” grubu, ikinci kliplerini çekebilmek için farklı bir projeyle çıkageldi. Kısacası bizlerin naçizane desteklerine ihtiyaçları var:)

Geçtiğimiz aylarda ilk albümlerini müzik marketlerde görmeye başladığımız grubun ilk klibi de yine bizlerin, yani arkadaşları ve destekçilerinin katılımıyla gerçekleşmişti. Orada geçirdiğim bir gün boyunca fark ettim ki bir müzik gubu her şeyden önce ortak ve özgün bir ruha sahip oluyor.. Zaman geçtikçe müziklerinin takipçileri de o ruhun bir parçası haline geliyor. Şarkılarını dinlersiniz; seversiniz, sevmezsiniz, o sizin zevkinize kalmış, ama en azından kampanyayı bir inceleyin derim:)

Şöyle bir baktım da grubun 10 Ekim Cuma günü MOJO Beyoğlu’nda konseri var. Aslında konserlerine gidip, canlı performanslarını dinledikten sonra da kampanyalarına katkıda bulunup bulunmayacağınıza karar verebilirsiniz. Kampanya için son 45 gün;)

Konser Hakkında Detaylı Bilgi İçin Tıklayabilirsiniz

Kampanyaya Bir Göz Atayım Derseniz de Buraya Tıklayabilirsiniz

Şimdi sözü onlara bırakayım;

……….♥……….

uyku

“YENİ KLİBİMİZİN YAPIMCISI SİZ OLUN” 

Bir şarkımızın klibini sizin desteğinizle çekebilmek için bir kampanya başlattık. Yani bir nevi klibin yapımcısı siz olacaksınız. 

İşte kampanyanın linki:
http://www.musicraiser.com/projects/2589/

Destekleriniz karşılığında teşekkür için grubun size özel bazı özel hediyeleri var ;

5€ desteğiniz için facebook ve twitter gibi sosyal ağlarda isminize özel bir teşekkür yazısı yayınlayacağız.

15€ desteğiniz için hediyelerimiz; imzalı bir album CD’si (Hatun Arıza Çıkardı), facebook ve twitter gibi sosyal ağlarda isminize özel bir teşekkür olacak.

18€ desteğiniz için hediyelerimiz; imzalı bir album CD’si (Hatun Arıza Çıkardı), grubun imzalı bir fotoğrafı, facebook ve twitter gibi sosyal ağlarda isminize özel bir teşekkür olacak.

25€ desteğiniz için hediyelerimiz; imzalı bir album CD’si (Hatun Arıza Çıkardı), grubun imzalı bir fotoğrafı, Uykusuzlar gitar penası, facebook ve twitter gibi sosyal ağlarda isminize özel bir teşekkür olacak.

50€ desteğiniz için hediyelerimiz; çift kişilik Uykusuzlar konser bileti, imzalı bir album CD’si (Hatun Arıza Çıkardı), grubun imzalı bir fotoğrafı, Uykusuzlar gitar penası, facebook ve twitter gibi sosyal ağlarda isminize özel bir teşekkür ile videonun youtube linkinde yine isminize özel bir teşekkür olacak.

100€ desteğinizle beraber kahve içeceğiz. Kahvemizi yudumlarken album CD’nizi de (Hatun Arıza Çıkardı) yanınızda imzalayacağız Facebook ve twitter gibi sosyal ağlarda isminize özel bir teşekkür ile videonun youtube linkinde yine isminize özel bir teşekkür de yer alacak.

200€ desteğinizle, çekeceğimiz klibimizde eğer arzu ederseniz beraber oynayacağız Bunun yanı sıra çift kişilik 2 adet Uykusuzlar konser bileti, imzalı bir album CD’si (Hatun Arıza Çıkardı), grubun imzalı bir fotoğrafı, Uykusuzlar gitar penası, facebook ve twitter gibi sosyal ağlarda isminize özel bir teşekkür ile videonun youtube linkinde yine isminize özel bir teşekkür de yer alacak.

400€ desteğinizle, klibin ana sponsorlarından biri olacaksınız. Aynı zamanda çekeceğimiz klibimizde eğer arzu ederseniz beraber oynayacağız Bunun yanı sıra çift kişilik 2 adet Uykusuzlar konser bileti, imzalı bir album CD’si (Hatun Arıza Çıkardı), grubun imzalı bir fotoğrafı, Uykusuzlar gitar penası, facebook ve twitter gibi sosyal ağlarda isminize özel bir teşekkür ile videonun youtube linkinde yine isminize özel bir teşekkür de yer alacak. 

Destek olan herkese şimdiden çok teşekkür ederiz…

VAAAOOOVVVLAMAYI SEVİYORUM:)

5 Ekim 2014

 Bir Alice Değilim Gerçi Ama 😉

…………………………♣…………………………

Her şey aynı kalır mı bilemiyorum,

Kişiliğim, karakterim, mantığım, inançlarım, düşüncelerim….

Hiç bir şeyin aynı kalıp kalmayacağından emin değilim.

Hatta bugün üzerime giydiğim şu siyah elbisenin içine 4 sene sonra girebilecek miyim, ondan bile şüpheliyim diyeyim de siz anlayın işte.

Emin olduğum tek şey, benim bildiğim, hissettiğim ve gördüğüm üzere tek bir hayatım olduğu.

Bu da planladığım ve hayal ettiğim her şeye ulaşmaya çabalamak için güzel bir sebep.

Her geçen yıl daha bir farklı görüyorum kendimi aynada…

Bazen gurur duyuyorum kendimle, bazense kızıyorum vermiş olduğum kararlara.

Yeri geliyor içten içe üzülüyor, içten içe seviniyorum kimseye belli etmeden.

Gülümsüyorum; Bu beni yanlış anlaşılmanın orta yerine bıraksa da bunu yapıyorum,

Çünkü bir gülümseme bir gün bir çok hayatı değiştirebilir biliyorum.

Malesef bunu bilenler ne kadar az…

“Bu su” böyle akıp gidiyor işte; “Hiç durmaz…” :) > Ortaçgil’e bu gece şarkılarıyla beni yalnız bırakmadığı için teşekkür ederim; 2010 albümünü dinledim de biraz…

Aynı kafada olduğum insanlarla tanışayım,

Her şeye benimle göğüs gerecek dostlarımla buluşayım,

Fırsat buldukça çekirdek ailemle zaman geçireyim,

Şarap içeyim, kahve içeyim,

Sohbet edeyim, öğreneyim, paylaşayım,

Şarkı söyleyeyim, şarkı sözü yazmaya çalışıp yine çöpe atayım

Boş durmayayım, çalışayım,

Okuyup, gezip, yazayım

Dünyayı dolaşayım;

Görebildiğim kadar insan, tanıyabildiğim kadar kültür tanıyayım istiyorum.

Şikayet etmeye, olan bitene küfretmeye, kimin ne  söylediğine kulak asmaya, insanları kullanmaya ya da mutsuz olmaya vaktim ve enerjim yok.

Zaten hakkım da yok.

Çünkü öyle varsayan çoğu insanın aksine, dünyanın benim etrafımda dönmediğinin yeterince farkındayım

Buna irite olacak kadar çok farkındayım:)

 

Screen Shot 2014-10-05 at 10.57.15 PMÇok sevdiğim bir alıntı vardır (uzatmadan kapanışa doğru gidiyorum:));

“But, my dear, this is not Wonderland and you are not Alice.”

Naçizane çevirim:)

“Bak, tatlım, burası Harikalar Diyarı değil ve sen de Alice
değilsin.”

*tercihe göre ‘Bak’ için ‘Ama’ da diyebilirsiniz:)

 

 

 

 

blog

Pasta üfffflemeyi değil, ona buna pofffflamayı değil; vaaaooovvvlamayı seviyorum:)

Hayat beni şaşırtsın, anca öyle yaşadığımı hissediyorum…

Benim “gezegen”imde yaşayan veya en azından bir kez uğramış olan herkes; hep olsun

Zaten iyi ki varsınız!

Dolayısıyla ben de iyi ki doğdum:)

05.10.2014 /  23:00

…EVE GİDEN YOLU BİRAZ UZATTI…

4 Ekim 2014

semsiye

“İnsan hayatını seçemiyor: Hayat insanı seçiyor.” Paulo Coelho / Aldatmak

Artık en iyisini seçmeye çalışmayı bırakıp, elindekilerden bir tanesini yaşamayı denesen iyi edersin. Çünkü ‘zaman’ dediğin şey, sen daha ‘z-a-m-a’ diyemeden geçiveriyor.

Gerçekçi olalım tamam, kafanda tasarladığın, gecelerce rüyasına yattığın yaşam, pek de şu an içinde bulunduğun gibi değildi. Sorsaydım nasıldı diye sana, muhtemelen cevabın tekdüze olurdu; “Daha iyiydi…”

Zaten daha kötü olsaydı bu konuyu açmazdın bile. Çünkü böyleyiz. Beklediğimizden fazlası geldiğinde çaktırmamaya çalışırız ki standartlarımızın ve hayal gücümüzün düşük olduğunu anlamasınlar. Ama olur da şaş kaza daha kötüsüne rastlarsak, değmeyin isyanımıza. Kaşlarımızı çatmayı severiz, ama bizi daha güzel ve yakışıklı yapmaz malesef. Tüm bunlar olup biterken cesaretimiz, hayatımıza sahip çıkabilmemiz için en üst seviyeye ulaşır gibi yapar, sonra karşımıza en ufak risk içeren bir durum çıktığında, kendini sokabileceği en küçük deliğe sokar. Cesaretimden nefret ettiğim ‘z-a-m-a’ olmuştur. Ama onu evcilleştirdim. İşime yarar hale getirdim.  Hatta daha da ileri gittim ve dışarıda hava nasıl olursa olsun, her koşulda ıslanmayı seçtim. Öyle ki güneşli havalarda şemsiye taşıyıp, yağmurlu havalarda sırılsıklam oluşlarımla ünlüyümdür. Tercih meselesidir bu; Şemsiyem varken, yağmur damlalarını elimde hissetmeyi tercih ederim çünkü. Riski sevmiyor gibi yapar, en olmadık zamanda, en planlamadığım şeyleri yaşamak isterim. En azından bünyem beni buna zorlar diyelim; Bir nevi alışkanlık Adem ile Havva’dan damarlarıma işleyen;) Bir şey bana yasaksa onu yaşamak, bir şeye elleme dendiyse onu elime alıp incelemek, neden elleme dendiğini anlamak, sus dendiyse avazım çıktığı kadar bağırmak, yok dendiyse daha fazlasını bulmaya çalışmak gibi bir şey bu.

İçinde bir yerlerde sen de benim gibisin. Sadece itiraf etmek zordur insanın kendi benliğini kendisine. Onu ben yaşadım. Garip bir andı.

İçinde bir yerde benim gibisin. Bizler çalan şarkıdaki bir kaç sözü, bir kaç notayı kendimize mal edip, tüm şarkıyı sevebilen insanlarız; “Bu şarkı tam benlik.”

Söylediğim şeyler hoşuna gitmiyor olabilir ama bir gün gelecek bana hak vereceksin. Daha iyisi de ne biliyor musun? Beni sevmek zorunda bile değilsin:)

Sen sadece farkında olmak iste! Yağan yağmur şiddetli bile olsa, elinde tuttuğun şemsiyeyi kapatmayı dene. Çünkü nasıl bir hikayeden geçtiğini, olan bitenin ayrıntısını ve tüm bunların içinde nasıl göründüğünü  bilmek isteyebilirsin ileride. Ne yaparsan yap, ne kadar korunursan korun yağan yağmurdan, zaten eve gidene kadar ayakkabıların ıslanacak, belki çorapların bile sırılsıklam olacak. Anlayacağın, tüm bu yolculuk boyunca kendini korumak isterken, sonunda yine hasta olacaksın. Ve inan bana, hasta olmak kadar insanı çileden çıkaran bir durum daha varsa, o da neden hasta olduğunu bilmemektir…

……………………………………..♦……………………………………..

Bir yol buldum, fena değil.

Aslında benim bile değil, sahiplendim..

Çünkü sonbaharı hoşuma gitti,

Renkleri de huyuma…

Sonbaharın kasvetli olduğuna inanır insanlar.

Bütün şarkılarda ayrılık çanları,

Şiirlerde ise dökülen yapraklar…

Bir yol buldum, yürümesi zevkli

Hem hiç de zor değil kaybolması;

Tabi bu, eve giden yolu biraz uzattı…