Browsing Category

Müzik

Yeni Serüvenim / My New Adventure

2 Temmuz 2015

Screen Shot 2015-07-02 at 16.52.48

Yaklaşık 2-3 hafta önce çok sevdiğim dostum Argın Aytaç’a bana gitar dersi vermek için vaktinin ve enerjisinin olup olmadığını sordum. Kendisi beni hiç kırmadı ve hemen derslere başladık. Çoook küçükken gitar öğrenmeye çalışmış ancak küçük bir kaza sonucu parmağıma derin bir kesik alınca çalarken parmağımı acıttığı için bırakmıştım. Bu dönem sonunda mezun olmamla birlikte bolca zamanımın boşta kaldığını fark ettim ve neden yazdığım şarkı sözlerini besteye dökmeyeyim, hatta bunu dinlemek isteyenlerle paylaşmayayım dedim. Sonuç olarak mükemmel bir gitarist değil ama kendime ve ruhuma yetecek derecede gitar bilen bir gitarist olabilmek umuduyla bu yola girdim. Daha üçüncü dersimizi tamamlayamadık ama ben sabırsızlanıp kendi kendime bildiğim bir kaç akorla doğaçlama seanslarına başladım. Hatta utanmadan bir de bunu “soundcloud.com”daki  hesabımda paylaşmaya da karar verdim :)

(Bkz. > Söz & Müzik : Yağmur Şimşek :))

Tüm söz ve müzikler bana aittir,

“Doğaçlama” yazan parçalar, hakiki doğaçlamadır (Anlayacağınız, sözü de müziği de o an yazılmıştır),

Maksadım mükemmeli değil, ruhuma iyi geleni yapmaktır,

Dinlemek isteyene de her zaman kapım açıktır:)

Gelişimimi zamanla takip etmeniz dileğiyle;

Bu kız yakında kafayı sıyırır :):):)


 

Screen Shot 2015-07-02 at 16.52.48I asked Argın Aytaç who is one of my close and unique friends, if he has time and energy to give me guitar lessons. Thank’s to him, he accepted my request and we started our lessons immediately. I used to try learning how to play guitar once when I was at secondary school but, unfortunately I could not continue it, since I accidentally cut my finger deeply and it hurt while I was playing at that times. Anyway, currently I’ve noticed that I have plenty of times to do something different after my graduation and started to think creating musics for my own song lyrics by playing guitar as well as sharing them with my followers who want to listen to them:) In a nutshell, I’ll try to be a guitarist who doesn’t play guitar perfect but does play it enough to satisfy herself. We haven’t finished our third lesson yet but I couldn’t be patient and already shared two of my songs which I improvised  with 2-3 chords that I know, on my account in soundcloud.

(You can find my account’s link below;

Music & Lyrics : Yagmur Simsek )

To make something clear;

All musics and lyrics belong to me!

When I write, ‘Improvise’ as a title, this means that they are really created at that moment :)

My aim is not playing the perfect but playing somethings good for my soul!

I wish you keep following me during my learning process and watch my improvement day-by-day

OR watch me when i’m getting crazy :)


Improvise 1 / Doğaçlama 1 > https://soundcloud.com/yagmur_simsek/improvize-1-dogaclama-1

 

Improvise 2 / Doğaçlama 2 > https://soundcloud.com/yagmur_simsek/improvize-2-dogaclama-2

 

Improvise 3 / Doğaçlama 3 > https://soundcloud.com/yagmur_simsek/improvise-3-dogaclama-3

 

 

HAVE YOU EVER LISTENED TO YAEL NAIM’S GREAT SONGS ?

22 Şubat 2015

 Have You Ever Listened to Yael Naim‘s great songs?

Well, i’ve been doing this for 4 years :)

I’m sharing one of my favourite singer’s (Yael Naim‘s) YouTube playlist with you; hope you are going to like the songs, the style and the voice as well.

Later in the afternoon, i will also see how many works <bunch of works:(> that i’ll be finished with the help of this playlist to this blog post….

Let’s see if my To Do List find a new hero as a background playlist;)

Mavi

4 Ocak 2015

mavimavi

Bizim oralarda mavinin anlamı çeşitlidir…

Ama herkesten de nasiplidir.

Maviden geçmeyen yoktur…

Deli dolu dalgalarla boğuştumuzdan,

Kıyıda yetiştiğimizden filan değil;

Akdeniz’in farklı saatlerde aldığı,

Esrarengiz tonların değerini bilip;

Aynı çimenlerde,

Ayrı hikayeleri,

Ölümsüzleştirdiğimizdendir…

Lisede bira ile başlayıp, rakıyla sonlandırdığımız,

Gitar ile süsleyip, hayaller ile taçlandırdığımız,

Dert ortağı olacakken,

Birbirimize dert olduğumuz akşamlarımızdandır…

Mavi bizim için bilinmezdir;

Hangimizin, ne vakit yükseleceği,

Hangimizin, ne vakit eksilere düşeceği hiç de tahmin edilir gibi değildir.

Risk alıp açılmayı bize mavi öğretmiştir…

Bir kum tanesi için, bin kum tanesini kaybettiğimiz,

Zevk olsun diye kaleler inşa ettiğimiz,

Kafamızda düşünceler biriktirip,

Planlamadığımız şartlarla bambaşka yönlere gittiğimiz,

Sayesinde mucizelere inanıp,

Kendimize ütopik hedefler koyduğumuz noktadır bize göre…

Hangi birimiz, nereye gitmek isterse;

Başlangıç noktası olarak bellediği yerdir mavi

Aslına bakarsanız başka denizler de görüp sevdim ben,

Ama memleketimin bende ayrıdır yeri….

 

Not 1: Bu paylaşımımın öncelikle Akdenizliler için daha farklı bir anlam taşıdığını belirtmek istiyorum.

Not 2: Sevgili arkadaşım Emre ile yaptığımız doğaçlama çalışmasına “Mavi” ismini verdik… Sözler kayıt sırasında yaratılmış ve söylenmiş olup, daha sonradan bu videonun tekrarı çekilmemiştir. (Yazar burada şarkı içerisindeki duraksamalarının ve yutkunmalarının sebebini naçizane bir şekilde açıklamaktadır:))

“Bu gece hava soğuk, dışarıda biraz kar,

  İçimde bir şeyler, bazı düşünceler var…

 Gitmek isterim, isterim ki yolumu bileyim..

 Git, gitmek istersen, sonra dönersin zaten.

 Yol çok uzunmuş, çok tozluymuş,

 E bilirsin sen..

 Hayat bu birazcık mucize, birazcık oyun,

 Sonu, belli olmazsa, kendin ondan korun…

 Bak! Biraz daha inceden yağıyor bu sefer yağmur;

 Üstüne, üstüne, üstüne

 Birazcık daha…

 Önüne koyduğun, hedefler var senin daha….” Yağmur Ş.

Su ile Sarp Kahve İçmeden (Bir 10 Sene Öncesi)

9 Aralık 2014

 

Komik bir ilişkileri vardı. Her gün ayrılır, akşamına hiç konuşmadan, mesajlaşmadan, takip etmeden; birbirlerinin nereye gideceklerini bilir, birbirlerini bulur ve garip bir şekilde kaldıkları yerden devam ederlerdi. Komiktiler işte… Düşünülebilecek bir çok saçmalığı yapmışlardı bir ilişkinin gerektirdiği. Amaçları belliydi; sıradanlıkla dalga geçip kendi ritüellerini oluşturmak… Oluşturdular da! Kimsenin onları uçarı bulmadığını geçin, çevrelerindekiler onlara gıpta ile bakmaya bile başladılar..

Bir rüya gördüklerine inanırlardı. En azından biri bu yaşanılanın rüya olması gerektiğine karar verirdi ve diğeri ona ayak uydurmaya çalışırdı. Zaten birinin birine ayak uyduramadığı anlaşıldığı anda ayrılır, akşamında kafalarını yastığa koydukları anda yeni bir rüya görmeye başlar, barışırlardı. Zaten hiç küsmemişlerdi; sadece ayrılmışlardı. Ayrılmayı bir nevi yeni bir rüya için bahane olarak görüyorlardı. Böylece binlerce rüya görebilir, binlerce hayatta can bulabilirlerdi. İlişkilerini binlerce dünyaya taşıyıp, binlerce sıradan davranışı kendilerine uyarlayıp, binlerce Su ve Sarp ritüeline dönüştürebilirlerdi.

İdi..

Sonra bir gün Su uyandı… Aslında ritüelin gerektirdiği, hemen o günün akşamına, yeni bir rüya görmeye başlayıp, Sarp ile saçmalıkların daniskalarından birini yaparak eğlencenin tadına varmaktı. Gereken buydu ve gerekenin bu olması belli ki onu ürkütmüştü. Öyle ki gördüğü rüyada Sarp’ın ismi bile geçmemişti. Su da korktu tabi. Böylesi ilk defa oluyordu rüya görmeye başladığından beri. Geri döndü yatağına. Geri döndü.. Kafasını yastığa dayadığı gibi gözlerini sımsıkı kapadı. “Hayır hayır hayır….. Böyle başlamamalı bu rüya.  Nolur nolur nolur… ufffffff” olmuyordu işte. Bir türlü geri dönemiyordu, rüyayı da değiştiremiyordu, yaşamak zorundaydı, basbayağı uyanmıştı işte! Artık buna rüya demesi bile doğru sayılmazdı. Sonrası ise malum; bir düşünce silsilesi, içinden çıkılamayan kaoslar kümesi… Abarttı da abarttı Su. Kendi sınırlarının farkına varmadan, bedeninden, ruhundan hep daha fazlasını ortaya koymaya çalıştı. Ama işte kaçırdığı bir nokta vardı; O sadece O’ydu. Ne daha azı, ne daha fazlası….

Sarp’a “Bırakalım artık rüya görmeyi.” dedi ve gitti. Sarp ne yapsındı, bu da Su’yun seçimiydi…

 

Bundan bir 10 sene sonra;  Su ile Sarp Bir Gün Kahve İçerler

 

 

 

 

Karsu / AKBANK JAZZ FESTIVAL

28 Ekim 2014

karsublog

It was a great pleasure for me to listen to Karsu within  Akbank Jazz Festival.

So let’s go back to the time I heard about Karsu…

I was at Kadıköy and checking out new published books while I was waiting for my friends. Suddenly, I heard a song in the book store and I asked the name of the artist. (Well, I could also use the app called Shazam but wanted to make a conversation:)) Anyway, they said the singer was Karsu.

Now that I’ve listened to Karsu alive at Caddebostan Culture Center two days ago and I’m totally impressed with her voice. The energy that she reflected on the stage was so satisfied. The way of she was speaking in Turkish was so lovely and there is no doubt that she amazed every single person in the  audience with her performance which she combined with Turkish melodies and foreign sounds.

Although, there is a lot to say about her music background, I would suggest you to go to her concert and realise how perfectly she is singing unique songs and how her fingers are dancing on the piano.

I would have recorded a video or sound at the concert but as it was requested to the audience, I was not allowed to do that. (In other words, we were supposed to show some respect :) ) So, I can’t share her concert video with you but can let you know that she is coming to Turkey  in 2015  again, to perform one of her wonderful concerts. This time Zorlu Center PSM  will be hosting this concert and I’m sure that you will not regret to spend your valuable time for this amazing event 😉

karsu3

                                                                                        You can click here to see the next concert

karsu2

P.S. : I will never forget the memory which she told us about her grandmother;)

We are looking forward to see you soon Karsu :)

“UYKUSUZLAR”DAN BİR HABERİMİZ VAR;)

7 Ekim 2014

uykusuzlar

Tamam, açık konuşalım;

Yapımcı olmak kolay şey değil….

Hele hele müzik sektöründe olacaksa bu iş, hiç değil.

Belli bir bilgi, tecrübe ve maddi birikim gerektirir.

Milyonlarınız olmayabilir; yıllarca yaşadığınız deneyimleriniz de…

Ama işte size bir fırsat!!!

“Musicraiser” diye bir site var. Bu müzisyenlerin, ürettikleri projeleri takipçileriyle paylaşıp, onların destekleriyle hayata geçirebilmeleri için kurulmuş bir site. Her projenin kendisine ait ulaşmak istediği finansal bir rakam var ve bu rakamı toplayabilmeleri için kendilerine özel bir süre veriliyor. (Zaten birazdan paylaşacağım linke tıklayıp, projeyi izlediğiniz zaman daha iyi anlayacaksınız.) Eğer bu süre içerisinde, proje için gerekli olan katkı, destekçilerinden toplanamazsa, bahsi geçen müzik grubu hali hazırda kazanılan finansal desteği de alamıyor ve bu destek, sahiplerine iade ediliyor. (Yaptığım katkı nereye gitti, ne oldu diye düşünmeyeceksiniz yani:))

Peki ben bütün bu bilgiyi neden paylaşıyorum?

Çünkü 2010 senesinden beri tanıdığım sevgili Argın Aytaç ve arkadaşlarının kurmuş olduğu “Uykusuzlar” grubu, ikinci kliplerini çekebilmek için farklı bir projeyle çıkageldi. Kısacası bizlerin naçizane desteklerine ihtiyaçları var:)

Geçtiğimiz aylarda ilk albümlerini müzik marketlerde görmeye başladığımız grubun ilk klibi de yine bizlerin, yani arkadaşları ve destekçilerinin katılımıyla gerçekleşmişti. Orada geçirdiğim bir gün boyunca fark ettim ki bir müzik gubu her şeyden önce ortak ve özgün bir ruha sahip oluyor.. Zaman geçtikçe müziklerinin takipçileri de o ruhun bir parçası haline geliyor. Şarkılarını dinlersiniz; seversiniz, sevmezsiniz, o sizin zevkinize kalmış, ama en azından kampanyayı bir inceleyin derim:)

Şöyle bir baktım da grubun 10 Ekim Cuma günü MOJO Beyoğlu’nda konseri var. Aslında konserlerine gidip, canlı performanslarını dinledikten sonra da kampanyalarına katkıda bulunup bulunmayacağınıza karar verebilirsiniz. Kampanya için son 45 gün;)

Konser Hakkında Detaylı Bilgi İçin Tıklayabilirsiniz

Kampanyaya Bir Göz Atayım Derseniz de Buraya Tıklayabilirsiniz

Şimdi sözü onlara bırakayım;

……….♥……….

uyku

“YENİ KLİBİMİZİN YAPIMCISI SİZ OLUN” 

Bir şarkımızın klibini sizin desteğinizle çekebilmek için bir kampanya başlattık. Yani bir nevi klibin yapımcısı siz olacaksınız. 

İşte kampanyanın linki:
http://www.musicraiser.com/projects/2589/

Destekleriniz karşılığında teşekkür için grubun size özel bazı özel hediyeleri var ;

5€ desteğiniz için facebook ve twitter gibi sosyal ağlarda isminize özel bir teşekkür yazısı yayınlayacağız.

15€ desteğiniz için hediyelerimiz; imzalı bir album CD’si (Hatun Arıza Çıkardı), facebook ve twitter gibi sosyal ağlarda isminize özel bir teşekkür olacak.

18€ desteğiniz için hediyelerimiz; imzalı bir album CD’si (Hatun Arıza Çıkardı), grubun imzalı bir fotoğrafı, facebook ve twitter gibi sosyal ağlarda isminize özel bir teşekkür olacak.

25€ desteğiniz için hediyelerimiz; imzalı bir album CD’si (Hatun Arıza Çıkardı), grubun imzalı bir fotoğrafı, Uykusuzlar gitar penası, facebook ve twitter gibi sosyal ağlarda isminize özel bir teşekkür olacak.

50€ desteğiniz için hediyelerimiz; çift kişilik Uykusuzlar konser bileti, imzalı bir album CD’si (Hatun Arıza Çıkardı), grubun imzalı bir fotoğrafı, Uykusuzlar gitar penası, facebook ve twitter gibi sosyal ağlarda isminize özel bir teşekkür ile videonun youtube linkinde yine isminize özel bir teşekkür olacak.

100€ desteğinizle beraber kahve içeceğiz. Kahvemizi yudumlarken album CD’nizi de (Hatun Arıza Çıkardı) yanınızda imzalayacağız Facebook ve twitter gibi sosyal ağlarda isminize özel bir teşekkür ile videonun youtube linkinde yine isminize özel bir teşekkür de yer alacak.

200€ desteğinizle, çekeceğimiz klibimizde eğer arzu ederseniz beraber oynayacağız Bunun yanı sıra çift kişilik 2 adet Uykusuzlar konser bileti, imzalı bir album CD’si (Hatun Arıza Çıkardı), grubun imzalı bir fotoğrafı, Uykusuzlar gitar penası, facebook ve twitter gibi sosyal ağlarda isminize özel bir teşekkür ile videonun youtube linkinde yine isminize özel bir teşekkür de yer alacak.

400€ desteğinizle, klibin ana sponsorlarından biri olacaksınız. Aynı zamanda çekeceğimiz klibimizde eğer arzu ederseniz beraber oynayacağız Bunun yanı sıra çift kişilik 2 adet Uykusuzlar konser bileti, imzalı bir album CD’si (Hatun Arıza Çıkardı), grubun imzalı bir fotoğrafı, Uykusuzlar gitar penası, facebook ve twitter gibi sosyal ağlarda isminize özel bir teşekkür ile videonun youtube linkinde yine isminize özel bir teşekkür de yer alacak. 

Destek olan herkese şimdiden çok teşekkür ederiz…

ABİDİN’E BU SORUYU DAHA ÖNCE HİÇ SORMADIK ;)

17 Eylül 2014

 

Dinleyebilirsiniz, yorumlayabilirsiniz, eleştirebilir hatta bizzat kendiniz yazabilirsiniz şarkıları; peki ya resimlerini çizebilir misiniz?

Ya da yok yok şöyle mi sormalıyım bu soruyu onların kelimeleriyle; “Peki sen hiç resim dinledin mi Abidin?”

Türkçe müzik yapan gruplar arasında en çok sevdiklerimden biri olmaya başladı son zamanlarda “Yok Öyle Kararlı Şeyler”. İlk dinlediğim şarkıları da az önce üzerine tıklayıp dinlemeye başladığınız şarkıydı, “Bir Sherlock Değilsin”. Sonra onu “Nefret Söylemi” takip etti ve sonra bir çok şarkısını tekrar tekrar dinledim sanırım:)

Sözleri, zamanın bunalımlarına iyi geliyor. Müziği desen bir başka zaten. Yaramazlık var şarkılarında… Böyle kurnazca oyunlar ve aslında kişinin psikolojik başarısızlıklarının, kendine ve düzene karşı çıkışlarının, aşk ve huzur arayışlarının, gerçekçi bakışlarının  yansıması da… Bir sürü duygu işte… Belki de bu yüzden, şarkılar hakkında konuşmak ve üzerine yazmak yetmeyince farklı bir yöntem bulmuşlar yeni abümlerinin tanıtımını yapmak için; Şarkılara özgü tasarımlar. Tasarımlara ait şarkıların aynı anda dinlenebileceği bir sergi. “Şarkı Sergisi”. Adı fena bir şekilde sempatik geliyor. Birbirinden yaratıcı illüstrasyon sanatçılarının ortaya koyduğu çalışmaların müzik dünyasına (en azından Türkiye’deki albüm tanıtımlarının tarzına) farklı bir boyut katacağına hiç şüphem yok.

Bahsettiğim sergi 19-21 Eylül arası Karaköy’deki Külah isimli mekanda sanat, müzik, illüstrasyon ve “Yok Öyle Kararlı Şeyler” sevenlerinin ziyaretine açık olacakmış. Umarım bir aksilik çıkmaz da gider, deneyimlerimi sizlerle paylaşırım.

10632755_812123788819422_2277594476120300384_n

Sergi hakkında detaylı bilgi almak isterseniz, grubun Facebook sayfasında açtıkları etkinliği ziyaret edebilirsiniz;

https://www.facebook.com/events/812871255414072/?ref=22

Susuyorum ve Y.ö.k.ş zamanı diyorum;)

MÜZİK KEYİFTİR!

5 Eylül 2014

  24 Ağustos günü mükemmel bir şey oldu; Büyülendim!

Aslında daha önce dinlerken de büyülü bulduğum bir sesti ama bu sesi bir de canlı dinlemek paha biçilemezdi. O zarif ellerin şarkı söylerkenki kendinden geçişleri, o bakışlar, yine o zarif ellerin kanun üzerindeki esrarengiz hareketleri…

Daha önce konserine gidememiş olduğum ayıbını bir kenara koyarsak, bundan sonraki konserlerini kaçırmamaya niyetliyim.

       24 Ağustos günü mükemmel bir şey daha oldu; Aklım fikrim durmadan hayal kurdu!

Yazılan her söz insana sanki ‘kendisi için yazılmış’ hissi veremez. O’nun sözleri veriyor işte.

“Zamanımız boşa gitmesin, konuşmayayım, şarkılara devam edelim.” dedi.

Zaten şarkılarıyla konuşabilen biri o.

Hatta şarkıları ve sivri sözleriyle insanların hayatına dokunabilen biri…

Birsen Tezer & Bülent Ortaçgil 

konserinden bahsediyorum.

birsentezer

Tezer büyüledi beni, Ortaçgil de hayallerimle başbaşa bıraktı diyebilirim.

            Tanıdık ama esrarengiz, farklı ama hayatın içinden olan duyguların yarattığı ses tınılarından, notalardan ve şarkı sözlerinden bahsediyorum…

Doğrusunu söylemek gerekirse zırt pırt telefonumu çıkarıp videolar, fotoğraflar, selfieler çekmeyeyim dedim ama bir şekilde bir iki anı da ölümsüzleştirmezsem, içim rahat etmeyecekti.

Şöyle yaptım; bir iki fotoğraf,  bir iki de video çekme hakkı verdim kendime.

O kadar da bencil değilim yani 😉

Akıllı telefonumun bana verdiği mütevazi kaliteye dayanarak yukarıda sizlerle paylaştım o iki videoyu 😉

(Ben kameraman değilim. Elim titredi, kolum yoruldu ama yılmadan çektim işte…

Demem o ki çekim konusunda eleştiri kabul etmiyorum;))

 

 

Jezabel… Jezz…

27 Haziran 2014
https://soundcloud.com/ya-mur-im-ek/jezabeljezz

“İstersem geri dönerim” diye diye gitti Jezabel…

(ona arkadaşları arasında kısaca Jezz derler)

Tabi ya, onu istemeyeceklerdi de kimi isteyeceklerdi insanlar

Kendimi bildim bileli böyle bir kibir görmedim ben

Böyle hırs, böyle şiddetli bir ihtiras.

İndirdi yere, ne var ne yoksa evin içerisinde …

İndirdiği yetmiyormuş gibi, hakaretler yağdırdı hem de.

Bense sustum…

Ne yapılabilirdi ki konuşulamayan bir sevgi için ..

Öyle agresif olduğuna, öfke nöbetleri geçirdiğine hiç bakmıyorum şahsen.

Biliyorum çünkü, ben de onun kalbindeyim için için.

Ama oluru yok bu işin.

O öyle zannediyor

Bana da bazen öyle geliyor.

Ateşle baruttan ziyade

Kerevizle karnabahar gibiyiz biz;

Yenmesek de olur yani…

Aslında ben ikisini de çok severim de, o “ben sevmem” diye diye gitti.

Hava da soğuk gibiydi, deli gibi de rüzgarlı.

Kendi esintisini de ekleyip toz oldu şimdi.

Almıştır umarım atkısını ve beresini.

Ayağında çizme vardı gördüm, iyi bari…

Ama böyle fevrilik, böyle intikam görmedim ben

İyice ezerek söndürdü zaten hiç yakılmamış bir ilişkiyi.

Off be Jezz.

Ben sana ne yaptım ki?

Ne yaptıysak birlikte yapmamış mıydık sanki?

Ancak bu kadar olabilirdi bir iftira hali.

O hafif çocuksu, dalgalı, çikolata rengi saçlarından mı yoksa bu güven?

Yoksa sen konuşmazdın öyle ne dediğini bilmez gibi

Sahi, duyuyor mu kulakların, ağzının ne dediğini?

“Belki de izim kaybolur ” diye diye gitti Jezz…

Arkasına bakmaya bakmaya,

Bir açıklama yapmaya yapmaya gitti.

Ekmek kırıntılarını yoluna işaret bırakmaya bırakmaya gitti.

Biliyordu çünkü, bizim sevgimiz biraz garipti

ve

İsterse geri dönebilirdi ….

(Işıklar kapanır, 3erli gruplar halinde dansçı ve oyuncular sahneye girerler ,

ve ellerinde ayna tutarak şarkı söylemeye başlarlar.

Arkada orkestra olmalıdır.

Şaşalı, gürültülü, emir veren şekilde davul vuruşları…)

—————————————————

Bak Jezabel aynada gördüğünle aynı değilsin.
Çokça zaman gergin ve  biraz da öfkelisin.
Ne yaptıysam söyle ya da söyleme,
Sen bilirsin en iyisini sen bilirsin,
Ama bak Jezz, bir an önce dönmelisin.

 

Sanki ben de çok meraklıydım konuşmaya,
Çok meraklıydım içimi döküp anlatmaya…

 

Karnabaharla kereviz, bu muyuz, biz neyiz?
Aşkından ölsem bile
Gidiyorsan Jezz gideriz…
Bitti diyorsan biteriz

ANADOLU YAKASI’NDA SEMPATİK BİR GÜNDÜ :)

26 Haziran 2014

25 Haziran 2014

Bu aralar biraz boş takılmaya çalışıyorum aslında. Finallerim bitmiş, stajlarımdan biri tamamlanmış, yaz tatili başlamışken, boş durmaya alışık olmayan bünyeme “Hiç bir şey yapma, biraz kafanı dinle!” diyorum ama tabi yine başarılı olamıyorum malesef. Ufak çaplı işler, planlar ve organizasyonlar yine mevcut.
Şikayetçi iyim? Hayır asla;)

Screen Shot 2014-08-22 at 2.13.36 PM“Radyo programı yapamasak da, blogumuzda paylaşırız.” diyerek yaptığımız, kendi kendini geliştiren müzikli paylaşımlarımıza devam ediyoruz.

Çarşamba sabahı önceden sözleştiğim  dert ve eğlence ortaklarımdan biri olan Ayberk ile buluşmaya giderken, Kadıköy’de her zamanki durağımda durdum ve vitamin depoladım.

Kulağımda Waldeck- Memories çalıyordu.

Greyfurt+portakal karışımımı bir kaç yudumda bitirip şarkı eşliğinde yoluma devam ettim.

*Waldeck- Memories; http://www.youtube.com/watch?v=zM39EUa1uQk

 


Not: Bu arada greyfurt tüketmeyi seçeceğiniz en yararlı meyvelerden biridir. Acıdır, belki ilk etapta da biraz mide bulandırır ama yağ yaktırıp C vitaminini de arttırır;)

Screen Shot 2014-08-22 at 2.14.05 PMBuluştuktan sonra bir şeyler atıştırıp karnımızı doyurduk ve Kadıköy sokaklarında böyle küçük şirin bir yer bulup, kahve içesimiz geldiğini dillendirdik. Sonuç olarak Barlar Sokağının sonuna geldikten sonra karşımıza çıkan Cuba Coffee Social Club’ta kahvemizi içmeye karar verdik. İsminden de tahmin edileceği gibi, Ayberk Cuba Latte içti, ben de Cuba Americano. Ortaya da bir limonlu cheesecake söyledik. Sohbet, muhabbet derken tabakta ve bardaklarda hiç bir şey bırakmadık. O an fiziksel olarak dinlemiyor olsak da aklıma gelen, kulağımda çalan şarkı

Birdy- Maybe idi;

Hayallerinin bir gün mutlaka gerçekleşeceğine inanmak isteyenlerin şarkısı. Bir gün eski günlere bakıp da gülümseyebileceği şeyler yaşamak için çabalayan dostlukların, arkadaşlıkların ve aşkların şarkısı.

*Birdy- Maybe; http://www.youtube.com/watch?v=sBpsuRKT4hc

 

 

Screen Shot 2014-08-22 at 2.13.46 PM

 

 

Not:

Bu arada kahvelerin lezzeti fena değildi ama öyle aman aman da bir tadı yoktu.

Diyeceğim o ki isme aldanmamak gerek, ama önemlidir risk alıp denemek;)

 

 

Günlük kahve krizim gelmeden ucuz kurtardığımız bir kahve seansından sonra Bostancı sarı dolmuşlarına atlayıp Caddebostan Sahilinin yolunu tuttuk. Kim demiş Anadolu Yakası’nda hayat yok diye?  İsteyince öyle güzel ve dinlendirici şeyler yaparsınız ki o cümleleri geri yutmak zorunda kalırsınız;)

Biz hazırlıklı gitmiştik. Sürekli bu keyfe erişebilen insanlar olmadığımızdan bizde öyle kolay açılır sandalye mandalye yoktu ama havlularımız ne güne duruyordu:) Giderken yanımıza almıştık zaten havlularımızı ve tabi ki kitaplarımızı. Haftaiçi olduğu için sakin bir gün gibiydi sahilde. Serdik havluları ve açtık keyif biralarını (evet alkole karşı değilim dozunda alındığı sürece;))

Tabi o sıralarda benim aklımda yine bir şarkı dolanıyordu; Vance Joy- Riptide

Ne bileyim hoşuma gitmişti şarkı, ilk dinlediğim zaman da İngiltere’de tarzını çok sevdiğim bir sokaktaki, rastgele girdiğim bir pubta çalıyordu. İyi ki “Shazam” diye bir uygulama vardı ve iyi ki telefonum akıllıydı da şarkının ismini bulabilmiştim / anılarımı şarkıyla sabitleyebilmiştim:)

*Vance Joy- Riptide; http://www.youtube.com/watch?v=uJ_1HMAGb4k

Not:

Evet ara ara İngilizce gramerimi tazelemek için İngilizce roman okumaya çalışıyorum, aslında pek de zevk almıyorum ama bilgileri bir şekilde güncel tutmak gerek:)

Ayrıca evet ayaklarımın numarası 39 filan hatta bazen 40 bile giyebiliyorum:)

Screen Shot 2014-08-22 at 2.14.51 PM

Yanımızda getirdiğimiz kitaplarımızı okurken Ayberk’in okuduğu kitaptan

bir bölüm dikkatini çekince bana da okuttu ve o kitabı bitirdiği zaman,

tamamını da okumaya karar verdim.

 İşte küçük bir kesit;

  Tamam, bundan sonra bir şeyi öğrenmek istediğin zaman balıklama dalacaksın.”

  Brida bu dersi çabucak unutmuştu. Daha yirmibir yaşında olsa da pek çok şeye heveslenmiş, ama hızla başladığı her hevesten aynı hızla vazgeçmişti. Zorluklardan korkmazdı, onu ürküten belirli bir yolu seçmeye zorlanmaktı. 

   Bir yol seçmek demek, öteki yolları deneme fırsatlarını kaçırmak demekti. Önünde koca bir hayat vardı ve ilerde şimdi yaptığı seçimlere pişman olabileceğini düşünüyordu.

“Kendimi bir şeye mahkum etmekten korkuyorum.” diye düşünüyordu. Olabilecek bütün yolları denemek istiyor, sonunda hiçbirinde yol almıyordu.

                                                     

Screen Shot 2014-08-22 at 2.14.59 PM   Bir kaç saat süren bu dinlendirici ve bir o kadar da dolu dolu geçen Caddebostan keyfimizden sonra kapanış kahvelerimizi içip evlerimizin yolunu tutmaya karar verdik. Bu sefer bilindik bir tat için  Barlar Sokağının yukarısına çıkarken sol taraftaki yeni açılan Starbucks’ta oturduk. Türk kahvelerimizi söyledik. Umut hiç bir zaman tükenmez, şansın da nereden geleceği belli olmaz deyip, fincanlarımızı kapattık ve günü sonlandırdık.

Sevdiğiniz bir dostla paylaştığınız gün sizi enerjik kılar; zamana ve hayata daha da bağlar :)


Günün sonunda, 25 Haziran Çarşamba gecesinin şarkısı ise bu aralar benim favorilerimden biriydi;

     Dinlediğiniz için kendinizi şanslı sayabileceğiniz türden.

     Hani o sesin tınısını kulağınızda hissettiğiniz zaman, bambaşka dünyalara gidebileceğiniz türden.

           *Esther Phillips – Try Me; http://www.youtube.com/watch?v=2ezNKVfpBZU

Şarkılarımı, hikayelerimi, düşüncelerimi paylaştım yine.

Umarım linklere tıkladığınıza pişman olmamışsınızdır;)

Her türlü soru, yorum, paylaşım veya öneri için mail adresim;

ygmrsmsk@gmail.com

Hoş kalın:)

İŞTE ŞİMDİ ORTAMIMIZDAN BAZI ALAKASIZ GÖRÜNTÜLER

Screen Shot 2014-08-22 at 2.14.30 PM

Screen Shot 2014-08-22 at 2.15.07 PM

Screen Shot 2014-08-22 at 2.14.43 PM