Browsing Category

GÜNCEL PAYLAŞIM

“Bazı Akşamlar” Günlüğü

24 Mayıs 2017

Nefes nefese kalmıştım yokuşu çıkarken. Duymak istemiyordum aklıma zorla sokmaya çalıştığım gerçekleri. Ellerimle kulaklarımı kapatmaya çalışırken düşürdüm elimdeki poşeti. Dönüp almaya tenezzül bile etmedim. Hızlı adımlarla devam ettim yürümeye. Elbet bir yerde yakalayacaktım O’nu ve böyle bir ihtimalin yanında poşetten vazgeçmemek saçma olurdu.

Bir İddia bayii var geçtiğim yolda. Adam köfte ekmek de satıyor her gün. Bayağı iddialı biri o konuda. Şaşırmıştım ilk gördüğümde. Benim, diyen yapamaz. Yani yapabileceğini iddia eder fakat köfteyi onun gibi yapabildi diyelim, doğru düzgün layığıyla yiyemez. Kendi damak zevkine layık gördüğü bir köfteci bulamadığı için köfte yapıp satıyormuş gibi bir hali var hep.

Neyse…

Devam ettim takip etmeye O’nu. Bir hışımla çıktığı evden, hızlı ve kısa adımlarla uzaklaşırken nereye varacağını merak ediyordum. Hayret etmiştim, nasıl da bu saatte bu enerjiyle dolu diye. Demek ki isteyince yapabiliyormuş! Kısa bir es verdim. Etrafıma bakındım, daha sonra nereden geldiğimi unutmamak ve ne kadar yol kat ettiğimi kale almamazlık gibi bir hata yapmamak için….

Gözlemledim…

Geri sardım filmi…

Herkesin giremediği, ya da cesaret edemediği bir suda yıkandım da yıkandım sanki. Temizlendim mi emin olamadım ama ferahladım, yoğunlaştım diplere doğru gittikçe; Okyanusun içindeymişim gibi. Hem ufkumu açıyor bu yolculuk mavilerce ve millerce; hem de beni ürkütüyor çünkü hayat fani… Yüzüme suyu her çarpışımda, uyanıyorum, ayılıyorum ve yeniden ve yeniden ve yeniden….. Sahiden, kimim ben, neredeyim ya da neredeyiz cümleten? İlla ki bir cevap bulursun, dediler, eğer sormayı bilirsen… Hani? Ya ben bilemedim ne soracağımı yıllarca, ya da cevabım beni bilemedi, sevemedi ve gelemedi açıkça….

Çok büyütüyorsun, diyorlar gözünde yaşamayı. Yaşa işte, içinden geldiği gibi… Ama zaman aşımına uğramadan hayatı yaşama kaygısını bulamazsınız öyle her bünyede.

Büyütüyorum yaşamayı… Biliyorum çünkü insanlık olarak bir tohumdan bambaşka bir dünya yaratabilecek olgunlukta bulunan potansiyelimizi.. Biliyorum çünkü karşımıza çıkabilecek olasılıkları ve ihtimalsizliği; Kendi adıma arada rast gelip yeniyorum çaresizliği; Çözüyorum imkansızlığı ve bazen yakalanıyorum kimsesizliğe; yaşamanın acemisi olup yol ve yön bilmezliğe.

Enerjim kalmayınca da koyuyorum kafamı yastığa ve akabinde her gece bir karar aşaması…

Sorular basit; Yarın uyanmak için bir sebebin var mı?

Farklı gördüğümüz en ufak bir toz zerresinin bile yeni bir gezegene dönüştürebileceğine inanıyorum bastığımız yerleri ve o yüzden uyanıyorum işin aslı…

Sonra her günkü gibi ilk kendime günaydın diyorum, yüzüme su çarptığım anda başımı kaldırıp aynaya bakarken.

Devamı mı ne mi?

Yine aynı işte;

Bir bakmışsın nefes nefese kalmışım ruhumu takip etmeye çalışırken,

O yol yokuş çıkarken,

Hemen arkasında bir beden,

Ben…blog için

ikibinonaltı

31 Aralık 2016

IMG_2017

Emin olamadık bir türlü.

Olan biten öyle bir kesişmişti ki bir noktada; bulutların üzerinde miydik, denizin dibinde miydik anlayamadık bu sene… Zor zamanlardı; Daha önce de yazdığım gibi, Dar Zamanlardı….

Garipçe gelip geçti bu yıl;

Hayatlarımızı değiştirdik, bazı hayatları kazandık, çokça hayatları kaybettik…

Kendimizi sadeleştirdik; Zor oldu alışkanlıklarımızdan vazgeçmek ama zorladık, sabrettik, küçük şeylerden de mutlu olabilmeyi az da olsa öğrendik.

Sağlık dedik, en önemlisi… Sevgi dedik, en değerlisi..

Saniyelik şansla kaçırdık bazı fırsatları ve yine saniyelik şansla meydan okuduk ölüme…

Mayın Tarlasında geziniyor olsak da bir an bile vazgeçmedik söylediğimiz şarkılardan, okuduğumuz kitaplardan, inandığımız görüşlerden, keşfettiğimiz sokaklardan, attığımız adımlardan ve düşlediğimiz ideal dünyadan.

Yaşadığımız her hayal kırıklığında sevdiklerimize, bizi koşulsuz sevenlere sığındık tüm sene ve bütün kalbimizle…

Akıllara zarar bir yıl oldu ikibinonaltı….

Ben diyeyim kırılma noktasıydı, siz deyin karmançurmandı.

Ama bitti…

Her güzel şeyin sonu olduğu gibi, garip olanlarının da sonu varmış belli!

Bu geceden itibaren, her zaman birbirimize öğütlediğimiz ama bir türlü kendimiz için uygulayamadığımız konuya; geçmişe değil geleceğe odaklanalım derim ben. Geçmiş elbette unutulacak kadar değersiz değildir ancak geleceğimize ışık tutmak, bir şeyleri değiştirmek de bizim elimizdedir.

Güçlü olalım, enerjik olalım, kendi doğrularımızla, olması gerektiğini düşündüklerimizi harmanlayıp bir çözüm yolu bulalım. İnancımızla mantığımızı bir kaseye koyup, küçük baloncuklar çıkarana kadar iyice çırpalım..

Çok duydum bu sene “Hayırlısı buymuş” yorumunu kendim dahil herkesten. Hayatımızda olup biten şeyler tabi ki hayırlısıysa olup bitmişlerdir ama belki bir tık fazla sebebi olabilir. Her olumsuz şeye “Hayırlısı buymuş.” deyip, kestirip atmayalım. Düşünelim, sorgulayalım, iyiye yönelik eleştiriler yapalım. Bir şeyleri nasıl daha iyi hale getirebilirdik, onu tartışalım. 2017’de kolaya kaçmayalım derim ben.

Kill bill 2 filmi çok sevdiğim bir söz ile başlar ;IMG_2034

“Changes depending on who’s telling the story!”

yani muhteşem ve mütercim-tercümanlık okumadığım İngilizcem ile çevirecek olursak;

“Değişkenler, hikayeyi kimin anlattığına bağlıdır./ Hikaye anlatan kişiye göre değişkenlik gösterebilir.”

Ne olursa olsun kendimiz anlatalım kendi hikayemizi. Hepimiz çok iyi biliyoruz ki hikayeyi yazmakla, yaşamakla kalmıyor insan. Sahip çıkmamız lazım.

“Benim bu; İyisiyle kötüsüyle.” deyip bütün benliğimizle bize ait olanı bizim anlatabiliyor olmamız lazım.

Önce kendimizi eleştiriyor ve yine önce kendimizi ödüllendirebiliyor olmamız lazım. Başka türlüsü zor.

Yere düşen, ellerimize konan her bir kar tanesi yeni bir umut bu gece…

2017 bütün herkese armağan edeceğiyle umutlarla geliyor;

Daha iyi bir dünyaya sahip olmak,

Daha güzel dostluklar kurabilmek,

Maddiyata değil maneviyata değer verebilmek,

Körü körüne inanmak yerine gerçeği görebilmek,

Özgürlüğü kilitlemek yerine, gökyüzüne salabilmek,

Samimiyeti sandıktan çıkarıp,

Vicdanı sol yanımıza koyup,

Marketten dönmesini beklediğimiz sağduyu ile tanıştırıp,

Daha düzgün, mutlu ve huzurlu bireyler olabilmek, mümkün…

Hani bu hayat bizim ya! Sahip çıkabilelim diye binlerce umut dağıtıyor bu gece 2017 bize.. Sımsıkı sarılalım geleceğimize; Hayatımızın ucunu bir bıraktık mı, ipi diğer ucundan yakalayacak çok olur çünkü. Bizim cümlelerimizi başkalarının kurmasına izin vermeyelim!

Bambaşka olsun 2017,

İnanalım, güvenelim, anlayalım, sevelim…

Birbirimize destek olup, yüklendiğimiz acıları hafifletelim..

Arınalım bütün kötülüklerden bu gece,

Hiç olmazsa deneyelim….

uğur böceğiyle tanışma

6 Haziran 2016

yürüyorum…

kafamda onlarca şey dönüyor,

sonra;

bir çöp kutusu görüp

3-5 tanesini atıyorum;

bazı düşüncelerimi yeniden isteyebileceğimi düşünüyorum ve

onları geri dönüşüme göndermek üzere ayırıyorum,

çok da işe yaramaz değiller çünkü..

gereksiz fikirlerim olmuyor değil

işte bu ara onları hiç bekletmeden yok etmeye çalışıyorum…

çok bekleyince kokuyorlar,

buna gerek yok.

her şeyin fazlası zarar…

sonra yürümeye devam ediyorum.

bir adam var;

hep o köşede çalıyor gitarını, söylüyor şarkısını

adam çok yetenekli;

şimdiye görüşseydi bir kaç yapımcıyla

paraya para demezdi,

çok fena ün sahibi olurdu,

ama yapmamış…

belki de böylesi daha doyurucudur.

karın değil ama ruh!

yokluyorum cebimi,

azıcık turuncu bozuklugum varsa atıvericem

aslında daha fazlasını hak ediyo ama

cebimden o kadarı geliyorsa demek…

zaten bozuklugum da kalmamış..

gülümsüyorum geçiyorum.

o da gülümsüyor…

yürümeye devam…

onlarca dilde kelimeler duyuyorum

bir sürü memleketten insan…

karışıyorum aralarına

çok geliyor bazen ses

kulaklarımı dış dünyaya kapatıyorum

arada açıyorum

sonra yine kapatıyorum…

IMG_7888

her şeye de kulak kesilemem ki…

bütün hikayeleri dinleyecek olursam işim iş!

zaten seçiyorum aralarından

her anlatılana da inanmıyorum;

aynı olmayabilir çünkü gerçeğiyle.

anlatan kişi görmüş olsa bile…

bakın,

daha önce seyrettiğim bir filmde duyduğum bir cümle var;

“Changes depending on who’s telling the story!”;

“Hikaye, onu kimin anlattığına göre farklılık / değişiklik gösterebilir.”

gibi bir şey…

hakikaten de öyle değil mi?

aynı olayı o anlatır,

sonra ben anlatırım,

sonra sen,

ikimizden de apayrı şeyler duyabilirsin.

sanma ki birimizden birimiz yalancıyızdır;

kabul et, herkesin bakış açısı

dolayısıyla an’da gördüğü birbirinden farklıdır.

derken, yürümeye devam ediyorum,

şu son iki ayda ne çok yürüdüm,

iyi geldi,

uzmanların dediği doğruymuş; test ettim, onayladım.

içten içe vücudumda hissettim faydasını,

kilo verme derdim yok ama psikolojimi rahatlattım.

adımlarım adımlarımı kovalıyor.

bir adam da köpeğinin peşinden koşuyor.

sonra yemyeşil, büyük mü büyük bir parka varıyorum.

yayılıyorum çimenlere,

saatlerce…

bir ara kitap okurken içim geçmiş,

bir ara bir açtım gözlerimi,

kamaştılar güneşte,

işte tam da o sırada tanıştım uğur böceğiyle….

 

 

 

 

 

I Let Myself To Speak Up!

24 Ocak 2016

Everything started with this TED Talks video;

After i watched the video has been shared on TedTalks website, I started to think about my experiences on this issue. Gender violence! The real and unfortunately bad memories which Meera Vijayann shared; First made my cry and then made me stronger to write on about my experiences in Turkey. Although, I feel myself lucky because I haven’t been killed by any men after i’ve been raped, I still suffer from sexual and verbal harassment in Istanbul and this hasn’t changed in Antalya where is my hometown too!

Let me tell you about how my morning started 2-3 weeks ago;

I woke up at 06:30, had my breakfast at home, got ready for the work, and left my home at 07:30. Since my shuttle take me from a bit far to my home, I always walk 5-10 minutes to the shuttle stop. So, i started to walk. I turned right at the corner and suddenly, one car  got slower and stopped in front of me and shouted.”I’m gonna lick your pussy!!!!” After 3 repeats, he speeded up and left. I was shoked! It was half past seven in the morning and i had this experience. I was sad. Wanted to cry. Couldn’t walk for a while. Do you want to know what is worse than it? An old woman was walking on the same street with me too and she asked me if i’m ok? And i told that i have been abused by the man. Her answer made me cry more;

“Why you even wore a short skirt!!!” After that, I became aware of another problem that women don’t support women too! Unfortunately, this problem always shown up in different stages of life such as work environment, social life and so on.

Whenever I experienced this kind of problem in daily life, I feel that I need to share this with someone else. In other words, I need to tell all the things happened to me, someone else so that, I can share my weight of feeling ashamed on behalf of someone.

Having all the thoughts in my mind, I decided to express all my opinions and experiences by writing here on my blog page.

Hoping to reach new people who suffer from these issue and want to share their experiences as me too.

Send your experiences to my e-mail address > ygmrsmsk@gmail.com and let yourself to speak up! We’re not alone and as long as we support each other, we will not be alone in the future too! Be yourself, don’t hide anything and let people to listen to your stories!

It’s always better to be a solution rather than looking for a solution!

#IletMyselfToSpeakUp and it’s your turn to #LetYourselfToSpeakUp

 

2015 küçük eşittir 2016

31 Aralık 2015

yeniyıl“Ben Türk dizisi izlemiyorum pek ya.. ” deme bir daha; çünkü aslında geçen her sene hayatının dizisi devam  ederken bir sezonu geride bırakıyorsun arkadaşım. Farkında olsan da olmasan da her yeni bölümde inanılmaz entrikalar, gergin gergin konuşmalar, duygusal dakikalar, romantik sahneler, mutlu eden olaylar, çileden çıkaran zorluklar, ölümden döndüren aksiyonlar işleyerek izleyiciyi ekranda tutmaya çalışıyorsun.

“Yok artık bu kadar da tesadüf olmaz ya, türk dizisi işte” dediğin zamanları da duyar gibiyim. İnan bana “Teaaaksi!!” diye seslenildiğinde  -taksinin kapıda belirme- sahnesi dışında bir çok tesadüfü gerçek hayatta da yaşayabiliyorsun. Öyle bir şey oluyor ki “Anlatsam roman olurdu” diyorsun. Sonra sana “Anlat o zaman roman olsun” diyorlar, sen de gaza gelip anlatıyorsun. Gelgelelim onlar senin romanını alıp, değerinin altında bir senaryo yazıp, dizisini çekiyorlar. Sonra insanlar da “Ne kadar da saçma ve yapay bir dizi!” diyor ve senin diziyi takip etmeyi bırakıyorlar. Sonu kötü reytingler, sonu dizinin kıytırık bir final bölümüyle bitirilmesi. Diyeceğim o ki senaryonu sen yazmazsan yavaş yavaş kayboluyorsun.. Halbuki avantajın da var üzerine gitsen, çünkü gerçek bir hikaye anlatıyorsun…

Konunun dışına çıkmadan hemmen toparlıyorum;

2016 da 2015’ten farklı olmayacak; senin yazdığın senaryo onu farklı kılacak; Tabi eğer istersen ve bir de kendine uydurduğun bahaneleri yemezsen!

Buna yakın bir cümleyi geçen sene 2015 için de kurmuştum ve şöyle dönüp bakınca az çok ilgi çekici bir senaryo yazmışım kendi kendime diyorum. (Not: Bazen beni yerin dibine soksa da ağzımdan çıkan cümlelerle gurur duyuyorum :D) En azından  reklam aralarını uzatmayınca izlenesi bir hal almış gibi oynadığım dizi; Aşk var, entrika var, aksiyon var, dram var, kutlama var, imkansızlıklar yine söz konusu, aile bağları, arkadaşlıklar ve daha neler neler. Belli ki izleyici de ufaktan etkilenmiş ki yapımcımdan dizinin 2016’da da devam edeceğine dair bir duyum aldım. Bakalım bizleri neler bekliyor 😉

İletişimin olmadığı, sosyalleşmenin tükendiği, mutsuzluğun arttığı, yaşamların söndüğü, gözyaşlarının nehir olduğu, açgözlülüğün ve kendine müslümanlığın modaya dönüştüğü bir yıla yeni yıl dememek için elimizden geleni yapacağımız; çevremizdekilerin refahını düşünürken kendi sağlığımızdan ve mutluluğumuzdan ödün vermeyeceğimiz; gözlerimin içinin güldüğü, enerjimizin boşa gitmediği, potansiyelimizi en verimli şekilde kullandığımız yepyeni, pasparlak, musmutlu bir yıl olsun 2016…

 

 

 

 

 

“CESARETİNİZ YETMİYORSA CÜRET EDİN!”

3 Aralık 2015

 Buz kesmiş havada, tren istasyonunda dakikalarca beklerken izlediğim bir filmden aklıma gelen bir alıntı….

“CESARETİNİZ YETMİYORSA, CÜRET EDİN!”

Emily Dickinson 

Bu ne cüret dedim kendi kendime. Amacın ne? Bir insanın hayatında 3-5 günde 35 tane karar değişikliği olabilir mi? Sorunun ne? Zaten ne kadar yaşayacaksın? Bırak hayatın şu ormandaki küçük dere gibi aksın; ince, uzun ve cılız bir dere belki ama bırak aksın; akmasa da damlasın…. Şu an ihtimal veremesen de zaten seneler sonra kendini, yapmam dediğin şeyleri yaparken bulacaksın…

Beklediğim tren geldi sonra, durakladım biraz ve atlayıverdim içine.

Tam kapılar kapanacakken valizimin bir tekerinin trenin kapısının dışında kaldığını fark ettim. Saniyelik fark edişler bunlar, çekiverdim hemen bir kuvvetle. Artık güvendeydim; ben ve valizim. Aslında bir ara onu da bırakıp daha özgür olabilmeyi istedim; ama yalnızca bir an için. Çünkü “Kuş gibi hafif” olmak deyimi var ya; öyle olacağını sanırsın tüm köklerinden ve seni bir şeylere bağladığını düşündüğün materyallerinde3n kurtulunca… İster inan, ister inanma o iş öyle olmuyor. Kuş gibi hafiflediğini, uçabildiğini anladığın an düşesin geliyor. Cesaretleniyorsun kimi zaman, ama öyle yoğun yaşamaya başlıyorsun ki kalbinde ve kafanda bir şeyleri; yerini belli edesin geliyor.

Neyse, varacağım durağın bindiğim istikamette olduğunu bildiğim halde, emin olamadım ve yine sordum yanımda oturan kadına, içinde bulunduğum tren Mill Hill Broadway’e kadar gidiyor mu, diye. Kadın da pek emin olamadı ama “evet, gidiyor” cevabını vermeyi tercih etti en sonunda. Saniyelik karar alışlar bunlar, sonucunu hemen görüp, doğru mu yanlış mı ölçümleyebileceğin (aslında en sevdiğim). Ben de ona güvenmeyi tercih ettim. O da bana gülümsedi, ben de onun gülümsemesine karşılık vermeyi tercih ettim. Sonuç olarak doğru istasyonda indim….

Hep arasındasın işte bir şeylerin; hayatında karşına çıkan her şey senin tercih sebebin. Pişman olmak veya olmamak; Pişman olduğunu hissettiğin her tercihten ders çıkarıp çıkarmamak; Düşman olduğun birini anlamaya çalışıp çalışmamak senin elinde. İnandığın bir şeyi savunup savunmamak, mutlu olmadığın bir hayattan topuklarına vurarak uzaklaşıp uzaklaşmamak da yine senin o dünyada eşi benzeri olmayan çizgilere sahip ellerinde. O kadar senin ellerinde ki açıklama yapmak zorunda değilsin hiç kimseye!

Kendine farklı bir dünya yaratıp, o dünyada yaşadığı ve hayal ettiği şeylerle mutluluğu bulmaya çalışan biri olarak söyleyebilirim ki, kaybolduğunu düşündüğün veya yolunda gitmeyen bir şeyler için çözüm bulamayacağını hissettiğin zamanlarda avucunun içinde bir harita olduğunu bilmek seni rahatlıyor; dahası, işe yarıyor ve yeni yeni demir ağları örebilmen için sana rehber oluyor. Avucunun içini incele biraz, o dünyada zaman geçir. İnan bana çizgilerinden sıyrılmak yerine, yaşamının tam ortasına koyduğun çizgileri anlayabilmek; gerçekten görmek istediğinde, o yolların nerelere gidebileceğini görmek sana bambaşka bir haz veriyor.

Dedim ya hep arasındasın bir şeylerin; karşına çıkan her fırsat, seçmek zorunda olduğun her alternatif senin hayatına katmak üzere olduğun yepyeni bir deneyim. Takip etmeye karar verdiğin her çizgi, değiştirmeye yeltendiğin her fikir, senin kendi geleceğin. İlla ki bir noktada kırılıyorsa cesaretin; bir gün mutlaka seni yönlendirir cüretin!

22

24 Yaşıma Mektup

5 Ekim 2015

mektuppic24 yaşını geride bırakmışsın seni  küçük şirin kız :)

İtiraf etmeliyim ki pek de kolay geçen bir süreç değildi bu… Biraz karmaşık ve kararsızdın açıkçası. Hatta fazlasıyla… Ama bu bir tek senin kontrolünde olan bir durum değildi. Onu da anlıyorum. Aslına bakarsan, maalesef ki olgunluk dedikleri evreye hızlı bir geçiş yaptın ve sayende artık bir çok şeyi anlayabiliyorum… Tabi bu durum bir anda damdan düşer gibi olmadı… Bunca senedir başına gelen iyi – kötü onca olayı düşündükçe, edindiğin deneyimlerin üzerine her defasında yenileri eklendikçe, zaman içerisinde; kimi zaman sancılı, kimi zaman da eğlenceli bir süreç şeklinde gelişti anlayacağın…

Şikayetçi misin? Olma tatlım!

Çünkü ister buruşturup çöpe, oradan da kapının önüne; ister ters çevirip çamaşır makinesine; ister sudan geçirip bulaşık makinesine atmaya kalk; Bu hayat senin! Üzerinde bıraktığın her iz, çizdiğin her figür, kullandığın her renk senin ellerinden geçti; Belki düşüncelerinle örtüşmedi her zaman ama, senin ellerinden geçti; Belki inanarak uğraşmadın tamamlamak için ama senin ellerinden geçti; Belki birazcık başkalarının istediği gibi yaşadın kendine çaktırmadan ama senin ellerinden geçti…. Gördüğün üzere ellerin o derece kıymetli; hem kabul et, verdiğin en son kararlar hep senindi!

Geriye dönüp baktığında gurur duyacağın bir sürü şey oldu hayatında ve başarıların yürüdüğün yolda yer edindi; Tıpkı her geçen gün tanıdığın yeni insanların hayatında edindiği yer gibi. Karakterini en güzel şekilde oluşturmaya çalışırken yaptığın hatalar seni sapa yollara soktu olsun; enerjin yine o yolları da atlatmaya yetti. Yaptığın yemeğin tuzunu fazla kaçırdın bazen, gerçi senin midenden geçti. “Acı yiyemem, sevmem” dedin, ama denemeden de duramadın; acısı da tatlısı da yine senin boğazından geçti…

Bünyen sağlam çıktı kızım!

Yanında sandığın bir çok kişiyi karşında gördüğünde hiç panik yapmadın, dimdik durmayı öğrendin. Zamanında seni zor duruma sokan insanlar, karşına geçip vefa dilendikleri zaman, onlara geçmişi hatırlatmaya cesaret ettin.

“Kimsenin seni dinlemediği bir ortamda ne anlattığın derdinden kurtulabilirsin, ne de paylaştığın bilginin yerine ulaştığından emin olabilirsin” dedin ve yeri gelince susmayı öğrendin!

İnsanların konuşmaktan, eleştirmekten ve yargılamaktan hiç bıkmayacaklarının farkına vardın ve söylenenler bir kulağından girdiği zaman onları öbür kulağından nasıl çıkaracağını öğrendin.

Az uz bir şey değildir derin bir nefes almak; Kendi kendinin sakinleştiricisi olmanın bir çok ilaçtan daha etkili olduğunu keşfettin. 

Aynada gördüğün değil, hissettiğin kızı beğenmek için kendine bir şans verdin. 

Yıllardır planlar yapar durursun ama şu son bir iki senedir plansızlığın da çok çekici bir şey olduğunu bizzat deneyimledin. Özgürlüğü hissettin. Öyle günler geldi ki, kendine karşı bir rüzgar olup, kendini de alıp estin gittin. 

Her ne kadar tam anlamıyla bunu başaramamış olsan da herkesin iyiliğini düşünmek zorunda olmadığını kendine yavaş yavaş aşılamaya başladın. Çünkü zamanında çok güvendin, çok emek verdin; Karşılığını göremeyince bir o kadar da gücendin…

Hiç bir zaman çok paran olmadı, ama beş parasız da kalmadın; Bazen kızıp üzülsen ve başka şeyler hayal etmiş olsan da, şükretmeyi öğrendin; ortalama bir insan olmanın tadını çıkardın, öyle de eğlendin. 

Seni değersiz kılan insanlara hakaret etmedin lakin hak ettiklerini verdin. Çünkü öyle zamanlar oldu ki, sana yaşatılanları sen hiç hak etmedin.

Aptal yerine de koydurtmadın kendini ama karşılıksız sevmeyi de öğrendin zaman geçtikçe; ki bu öğrendiklerin arasında en önemlilerinden biriydi bence…

Her bir şeyde değişim gösterdin, her bir şeyden ders çıkardın da bir tek mükemmeliyetçilik huyundan vazgeçemedin.

Bak Yağmur kız; YORULURSUN!

Hayatın boyunca tatmin olamayacağını bile bile bu kadar ‘yolunda gitsin her şey’, bu kadar ‘elinden gelenin en iyisini yapma’ çabalarına girişirsen stres olursun, mahvolursun.

Kendini dinlemek için biraz zaman ayırmalısın. Ne olur kanma kendi hallerine, yıpranırsın. “Ne istemediğimi biliyorum en azından” doğru bir cevap değil! “Ne istiyorum?” diye sorduğun zaman kendine, cevapsız kalırsın. Bunu günü gelince anlarsın anlamasına da; treni kaçırırsın.

Diyeceğim o ki, bir şeyleri yapmak, hayatının hakkını vermek, hayatın hakkında kararlar vermek istiyorsan bu sene yap balım, ama yap!

Yoksa seneye 5 Ekim’de 25 yaşına mektup yazarken yine aynı cümleleri kurmaya başlarsın;

Unutma sen körpecik bir yazarsın; özgün olmalı, sana yakışan, içine sinen, anlata anlata bitiremeyeceğin bir hayatı yaşamalısın….

Zamanın ucuz bir şey olmadığını kendine hatırlatmalısın;

Bir şeyleri değiştirmeye devam et ki, sıradan kalmasın,

Çünkü emin ol, ne aynı yılı ne de aynı yaşı iki kez yaşayamazsın…

PENCIL WARS

15 Eylül 2015

IKEA Singapore keeps creating new ads in reaction to Apple’s product advertisements. If you remember, Ikea’s Bookbook* video ad become a byword since it was launched. This time, Ikea introduces its pencil print ad which totally directs people’s attention from Apple Pencil to the Swedish company;

  Meet the Ikea’s Desirable Pencil;

It’s totally limitless and free,

Small and easy to carry,

Of course with a good quality 😉

ikea-pencil-hed-2015

 

Have you recognized the ad from somewhere else ? :)

“DREAMING, AFTER ALL, IS A FORM OF PLANNING.” – GLORIA STEINEM

11 Eylül 2015

1001322_10201374345425848_696901043_n

“Dreaming, after all, is a form of planning.” – Gloria Steinem

Yes!!! I’ve just found the inspiration that has a real impact on my way of life. It seems that i’ve been forgetting to do something lately; Making plans, dreaming the things which will make me happy!

I used to write down every idea and plan that came to my mind and always dream big things which have been relying on long term periods. Although, i have been getting far away from my dreams in recent days, i feel that i’m still the same girl. Because of this, everyone keeps telling me that i’m a strong dreamer and i need to focus on the real things which are possible to be realized or reached, otherwise i will be disappointed. However, i’m not on that line yet. I mean, i’m not that much hopeless yet!

When i was at primary school, i wasn’t dreaming big and expensive doll houses or any other toys. In fact, i was dreaming to be a dancer who would dance behind well-known pop singer in Turkey. We were sharing the same dream with some of my friends. Thus, we created a girls group and started to imitate the dancers behind the famous singer. We worked hard on the original choreography and from our side, we did a great job. Yet in time, my dream has lost its brighteness. Well, i was 8; wasn’t dancing that well, and noticed that i was jeolous of the girl who was playing the singer in our group. Lol!!! Afterwards, started to think that i should be a singer, not a dancer! Then, i begun to dream to be a singer in the future and learned every single song i heard on the radio to work on my voice. Ask to my mum; How many songs did she listened from me and how many times we changed nanny :)

Since my being singer dream was not completed by a real experience, it kept getting bigger and difficult to reach. Guess what? Because of i thought my voice was not the best voice in Turkey, i wanted to combine it with my “being an actress” dream. Eventually, i mixed all of my dreams and reached one big dream; Playing in a musical!!!! So that, i could dance, sing and act! This may sounds  fanciful like children’s dreams but when i somehow dreamed this, i wasn’t that small. I was at high school and knew myself as well as my limits.

(By the way, during that years, i discovered that i could also write poems and trials using my creativity <i guess you have already have an idea how i can find different ideas and match them :)> but, i wanted to save this idea to use in the future in case of the times come and i cannot find something to dream anymore.)

What i was saying before? Yes, musicals! I was attending as much as theatre classes, workshops and any other activities to improve myself and achieve my goals. Finally, i found myself in a EU Project named, “Universal Language of Art”. This was perfect! I could finally try my chance, use my talents and prove myself on the stage to my parents, friends, and even other people who don’t care about me and my life 😀

We prepared a small performance in English, which includes sections from our cultural values, then went to UK to meet with other project members from England and Italy. We stayed at British students’ houses with our Italian friends for one week and performed our show with them. As an initial aim and a big part of our project, we prepared a new show together by splitting up groups consisting members from different countries. As a result, we proved that art has no language except body language 😉

Now, you may wonder the reason why i told this story ?

That memory was my breakeven point. Unfortunately, thanks to that project experience, i admitted myself that i could never be a big star in this area. Since i wasn’t blind, i was already aware of  that my talents are scarced and i couldn’t fool myself. I wasn’t the girl who was that much ambitious and could do every thing she can until she gets what she wants. The important point is, i didn’t want to be that girl; I could not miss anything from the real life while i was trying to realize my dreams; this was not what i needed even though i wanted to achieve the success. In fact, I was the person who should  do that kind of things i mentioned before as hobbies to enjoy her life, spend valuable times with her friends and so on. So this wasn’t the end for my adventure of dreaming but was a new and fresh start to create other dreams; let’s say future plans!

To get back to the main point, when i was reading a post on Forbes’s web site today, i saw the quote i shared at the beginning and this woke me up! I just begun to ask myself tens of questions;

  • Who am i ? (Ok, ok i admit!! This question was asked by Sophie too many years ago;) )
  • Why am i here? (This one was also owned by the first adolescent to find a reason to get in depression :))
  • Where am i ? (Believe me, this one contains more than making check-ins on Swarm :))

and lots of questions like these. But the most important ones were as follows;

  • What i have done until now ?
  • What is my dream?
  • What are my plans for the future ?

After i tried to answer all the questions above, i realized my recent mistake; I haven’t been dreaming (correspondingly planning) anything for my future in last months. I was only too focused on graduating from the university as strongly as i could. Even i dreamed something big, i was warned by someone who was trying to encourage me to finish the school (i can’t blame them, i had some responsibilities and someone should have been reminding me this.) Consequently, i made my world smaller and smaller day by day. The university life i begun with lots of fun, energy, events, social projects and so on seems ended with no inspiration for further steps. Of course i had some ideas in my mind but i’ve never brought them to the table to discuss and decide on what to do next. Nevertheless, i don’t regret since i believe in every experience is a lesson learned.

Obviously, there is one thing which describes my sense of dreaming; feelings! I always dreamed something has sentimental values because i knew that i could only be satisfied with feelings and emotions. If you’ve been careful about my sharings above, you must see that i believe in dreams which brings emotional satisfaction; whether as happiness, peace or pridefulness. This is why, i always want to reach and experience more with reminding to be happy with small things, for sure.  Well, i’m  sorry for the materialist people but i cannot imagine a world where people only be satisfied with money and can’t find any other cure…

I know, there are people who have the same thoughts and feelings with me; confused about what to do next, blame themselves for the things they haven’t done yet or cannot live their dreams without thinking the rest! By writing this post, i just wanted to show you that you’re not alone. The picture we dreamed is just need some courage to be drawn.

Starting today, let’s make our dreams and plans clear as much as we can by creating a roud map to achieve happy end. Because, when you clearly know what you want to achieve, it is always easier to omit other things which could make you slover on your road. This is what i have decided to do! Being sure about what i want for my future and which dreams i really want to realize!

Since we have been pulled in a hell by the government so far and we have a real pain in our hearts because of the deaths in the country, it may be difficult to make future plans for us but we should try to do our best to not lose our positiveness. It’s always important to bring the wisdom forward in such situations. I believe in innocence and everybody will get what they deserve sooner or later! The last thing we can do is probably losing our hopes. As long as we keep our dreams and hopes, good things become real and feed our souls.

Let’s Accept “BEFINE Challenge” !

15 Temmuz 2015

 

11825595_446275405555104_7608831188119579553_n

Have you ever heard about Befine Challenge?

OR

Have you already accepted the challenge?

Well, let’s know a little bit more about it!

My friends and I have been trying to change our life styles such as changing our eating habits, doing more sportive activities, joining more cultural events, discovering new places and so on for 3 months. When we found that it wasn’t enough to share this experience with just three of us, we wanted to have this experience together with other people who want to change their life styles and want to live healthier lives.

How this idea came into our minds?

This is not the perfect one you’ve ever heard but nevertheless, i’ll try to tell you the story;

In the last term of our university education, we took a course entitled “Marketing & Society” and we were supposed to create an idea for the project according to the subject title (which was Childhood Obesity)  we choose at the beginning of the course. In a nutshell, we created a mobile app idea including different categories to change children’s daily habits.

Anyway what happened next?

We named it “Befine” and presented it to the instructor. As we understood, she liked it but even if she didn’t like it, at least we felt connected to the idea :)

Afterwards, the university life finished, we got good grades, we graduated and we didn’t want to throw this inspiring name away as well as the opportunity to create a small community.

During the period that we’ve been caring about our health and wellness; we’ve noticed that our life standards and mental health have been becoming better. Thus, we felt encouraged to emphasise and reflect this idea (the way of seeing life) to everyone who wants to get some inspiration to start doing it.

At the end, the name, “Befine” became an Instagram Account which is “Befine Challenge” calling people to live better lives;

Befine Challenge Instagram Account

By living a healthier life, we’re not promising to lose weight (to be honest, it  eventually  happens once you change your daily eating habits) or strong muscles but we’re promising to feel better in the long-term. If you wonder, currently, we do not have millions of followers since we want to get in touch with organic users; In other words, we want to interact with real Befine Challengers 😉

Because of this, we kindly invite you to accept “Befine Challenge” and follow us on our Instagram page :)

So, if you want to share what makes you feel better in your life and how you achieve the success you dream by changing your bad habits, we’re more than welcome to see and listen to it. Just tag as (@befinechallenge) and send a photo via Instagram 😉

Thanks for your support and interest,

BEFINE TEAM